menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye ile Arap dünyası arasında ortak bir akademik havza

78 0
05.09.2026

Türkiye ile Arap dünyası arasında ortak bir akademik havza

Türkiye’nin son yirmi yılda yaşadığı ve önümüzdeki yüzyıl hakkında kendisini iddia sahibi kılan gelişmeler kuşkusuz bütün dünya tarafından da izleniyor. Bilhassa Arap-İslam dünyası için Türkiye’nin kat ettiği mesafe her bakımdan sadece izlenmeye değer bulunmuyor büyük umutları da yeşertiyor.

Bu gelişmelerin bir kısmı akademik dünyamızın ortaya koyduğu birikim ve performansın da bir yansıması olabilir. Ama daha önemlisi, akademik dünyanın Türkiye’nin yaşadığı bu gelişmeye daha aktif biçimde ayak uydurması, hatta kendi alanında ona öncülük etmesi üniversitelerimizin hem sorumluluğu hem de performans ölçüsü olmalıdır.

Türkiye’nin Arap dünyasıyla siyasetten ekonomiye, savunma sanayiinden kültüre kadar giderek çeşitlenen ve derinleşen ilişkileri düşünüldüğünde, üniversitelerin bu tablonun neresinde durduğu sorusu daha fazla önem kazanıyor. İki tarafın üniversiteleri arasında öğrencilerin, hocaların, araştırmacıların ve bilginin çok daha yoğun biçimde dolaştığı, ortak araştırmaların ve bilimsel üretimin giderek kurumsallaştığı bir akademik havza neden oluşmasın? Daha doğrusu, tarihsel olarak zaten güçlü bir ilim ve kültür dolaşımına sahip olan bu geniş coğrafya, bugünün üniversite imkânlarıyla neden yeniden güçlü bir akademik etkileşim alanına dönüşmesin?

Türkiye’nin önünde, yükseköğretimde yıllardır oluşmakta olan uluslararası birikimini çok daha ileri bir aşamaya taşıyabilecek yeni bir imkân beliriyor. Üniversitelerin sadece öğrenci kabul ettiği, ülkelerin de kendi sınırları içinde bilim üretmeye çalıştığı klasik modelin ötesinde, Türkiye’nin yakın coğrafyasıyla öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların karşılıklı dolaştığı, araştırma imkânlarının paylaşıldığı ve bilginin birlikte üretildiği geniş bir akademik havzadan söz ediyorum. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da atılan bir adım, bunun hiç de uzak bir ihtimal olmadığını gösterdi.

Bir süre önce bu sütunda üniversiteler üzerine birkaç yazı yazmış, birinde özellikle. Amerika’nın yabancı öğrencilere getirdiği yeni kısıtlamalar vesilesiyle başka bir konuya değinmiştik. Amerika’nın bilimsel ve teknolojik üstünlüğünün en önemli kaynaklarından biri, yaklaşık bir asırdır dünyanın en parlak insanlarını üniversitelerine çekebilmesiydi. Bugün bu politikanın tersine çevrilmeye başlaması dünyadaki akademik dolaşımın rotalarını da değiştirebilir. Türkiye’nin 380 bine ulaşan uluslararası........

© Yeni Şafak