Müslüman ırkçılık yapar mı?
“Başka dinlere ve medeniyetlere mensup insanların ırkçılık yapması elbette bizi de ilgilendirir ve rahatsız eder ama Müslümanların ırkçılık yapması kahredicidir. Kaldı ki bu hastalığın sözüm ona dindar insanlara da bulaşmış olması ayrıca vahimdir.”
Bu söze kendini bilen hangi Müslüman itiraz eder? Hangi Müslüman bazı sözüm ona dindar insanların ırkçılıklarını ya tam bir cahiliyeye dönüş, bir sapkınlık olarak veya aslında henüz Müslümanlaşamamama olarak görmez? Ebu Zer (RA) Bilal-i Habeşi’nin siyah teniyle ilgili onu rencide edecek bir söz söylediğinde Peygamber Efendimizin kaide haline gelmiş olan cevabı: “Sende hâlâ cahiliyeden bir eser var” şeklinde olmuştu. Elbette bu bir tekfir değil, ama imanın bazı şubelerinin henüz insanın kalbine girmemiş olmasıyla ilgilidir.
BUGÜN TÜRKİYE’DE YÜZYILDIR MÜSLÜMANLARIN EVLATLARI IRKÇI BİR EĞİTİMDEN GEÇİYOR. Bu ırkçı eğitimin tahrif ettiği, terbiye ettiği insanları İslam sonradan bulup, gönüllü olanlarını ikinci bir eğitimden geçirip ıslah ediyor. Cemaatler eliyle, belki dergahlar, öğrenci evleri, cami sohbetleri, hutbeleri, konferanslar eliyle. Hiçbiri sonuçta örgün eğitimin yıkadığı beyinler kadar etkili olmayan bir eğitimdir bu. Bu ikincil eğitimden geçenlerde ırkçılık kalıyor elbet.
Ama yukarıdaki sözü duyduğumda açıkçası bana fazla insafsızca geldi. Hak sözü yanlış yerde kullananların tipik sözleri gibi. Kendini bilen hiçbir Müslümana yakıştırılamayacak bir şey bu. Yıllarca AK Parti çatısı altında beraber siyaset yaptığımız, Milli Eğitim’e de Kültür’e de bakanlık yapmış değerli arkadaşımız Hüseyin Çelik’in bu sözlerini internet siteleri kendi söylediği noktadan alıp daha da köpürtmüş tabii, İslamcılara, dindarlara, Müslümanlara daha da vurmak için.
Çünkü Hüseyin Çelik bu doğru sözlerinin ardından şu haksız eleştirilerde bulunuyor:
“Somali, Sudan, Mısır, Arakan, Myanmar, Filipinler ve benzeri diyarlardaki Müslümanlarla ilgili bir sıkıntı olduğu zaman tepki gösteren, dayanışma hâlinde olan, hatta ciddi maddi yardımlarda bulunan İslami cemaatler ve mütedeyyin camia, kendi ülkelerinde 90’lı yıllarda sergilenen faili meçhul cinayetlere, gözaltında kaybolmalara, köy boşaltmalara, Kürtlere devlet eliyle yapılan her türlü kötü muameleye seyirci ve sessiz kaldılar.
Köyde küçük bir azınlık PKK’ya destek verip yardım ve yatakçılık yaptı diye bütün bir köyü boşaltıp, hatta yakıp kurunun yanında yaşı da yakan politikalar, imanlı ve vicdanlı Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt olmayan Müslüman vatandaşlarından tepki görmeyi hak etmiyor muydu? Dünyanın diğer uçlarındaki Müslümanlar için endişe duyup da kendi ülkelerindeki, Kuzey Suriye’deki Kürt Müslümanlara karşı umursamaz bir tutum içinde olmak dinen ve ahlaken cevaplandırılması gereken bir durumdur. Bugün Türkiye’deki ve Kuzey Suriye’deki hatırı sayılır sayıdaki Kürt PKK’ya müzahir ise bunda bu yaklaşımın çok ciddi payı vardır.
Türkiye’de oldum olası Kürtlerin haklarına solcular sahip........
