Kitapların arasında sohbet tadında bir hayat Cevat Özkaya'nın ardından
Kitapların arasında sohbet tadında bir hayat Cevat Özkaya'nın ardından
Tanışıklığım 1983’e kadar gider Cevat abiyle. Öyle çok sık görüştüğüm söylenemezdi gerçi. Hatta bir ara epey zaman hiç görüşmedik. Ankara’daydım, sonra Konya’da, İstanbul’a yolum düştükçe Pınar Yayınları’na onu da görmeyi umarak gider, çoğu kez onu orada bulur görüşürdüm. Belki Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısının kapanmış olması orada teneffüs ettiğimiz bir habitatı dağıtmış oldu, birçok insanla görüşme şartlarını epeyce sınırladı, ama Cevat abiyle her zaman bir şekilde görüşecek başka münasebetlerimiz oldu. AKV’deki vesileler, Bosna Dayanışma faaliyetleri, Doğu Konferansı, Mazlum-Der, Filistin vs. Az görüşsek de uzaktan gözettiğini ve gözetlediğini bildiğiniz ailenin itimat telkin eden büyüklerinden biri gibi. Şefkatli, ihtimamlı, başarılarınızla gurur duyan, kötü günlerinizde yanınızda hissettiğiniz, nezaketli, zarafetli, beyefendi biri.
Tanışıklığımız 1982 yılında, bir imam-hatip lisesi 5. sınıf öğrencisi olduğum yıla kadar gider. Bir grup arkadaşımızla birlikte hem kendi kitap ihtiyacımızı karşılamak hem de Siirt’te bir kitap ortamı oluşturmak için küçük bir kitabevi açmaya karar vermiştik. Ama sermayemiz yoktu, işin ticari kısmından da hiç haberimiz yoktu. Pınar Yayınları’na durumumuzu anlatan bir mektup yazdım. Bir hafta sonra bir koli dolusu kitap geldi. İçinde henüz yeni kurulmuş olan Pınar’ın o tarihe kadar yayımlamış olduğu yedi sekiz kitabın yanı sıra başka yayınevlerinin kitapları da vardı. Hiç tanımadıkları gençlere, hiçbir teminat istemeden güvenmiş göndermişlerdi. Aynı talepte bulunduğumuz Beyan Yayınları da benzer bir cömertlikle karşılık vermişti.
O dokunuşların Siirt’te oluşmaya başlayan düşünce ortamımıza, bizim entelektüel harcımıza ne kadar önemli katkılarda bulunduğunu bugün daha iyi anlıyorum. O eğitim yılının sonunda yaz tatilinde çalışmak üzere İstanbul’a gittiğimde ilk uğradığım yerler Beyan ve Pınar Yayınları oldu. Pınar’da Şemsettin Özdemir ve Cevat Özkaya ağabeylerle yüz yüze tanıştım. Birbirimizi ilk defa görüyorduk ama onlar sanki çok önceden tanışıyorduk gibi, aileden biri gibi karşılandım. Beyan Yayınları’ndan Ali Kemal Temizer’le de aynı günlerde aynı şekilde tanışmıştım.
Pınar Yayınları’na ilk gidişimde (Haziran 1983) Cevat abinin elinde yeni yayınlanmış olan Garaudy’nin İslam’ın Vadettikleri isimli kitabı vardı, sonradan her zaman göreceğim gibi kitabevini ziyaret etmekte olan öğrencilere o kitaba dair hararetli şeyler anlatıyordu. O anlatımındaki heyecan, samimiyet, sohbet istidadı........
