Ayrışan dünyayı birleştirmek mümkün mü? ADF markası üzerinden bir okuma
Dünya sisteminin nasıl değiştiği ile ilgili ana yaklaşımlara bakıldığında belirli patika ve olay örgülerinin takip edildiği görülür. Ekonomik krizler, savaşlar ve teknolojik değişimler eliyle tedrici biçimde revize edilen sistem, radikal kopuşlardan ziyade tedrici biçimde değişir. Yakın tarih incelendiğinde büyük güçlerin nasıl yer değiştirdiği ve söz konusu değişkenlerin bu değişimde ne denli etkili olduğu çok açık biçimde görülmektedir.
Günümüz dünyasının oluşumuna etki eden ve mevcut krizlerin nedeni olarak da gösterilen 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan dünya sistemi, mevcut göstergelere bakıldığında, ABD’nin hegemonyasının sorgulandığı ve yeni güç geçişlerinin mümkün görüldüğü bir düzleme doğru evrilmektedir. Özellikle ekonomik ve askeri güç olarak temayüz edip bu tartışmaları tahkim eden Çin ve Hindistan gibi aktörler çok kutuplu bir dünyanın varlığı açısından imkan olarak görülmekte ve ortaya çıkan yeni oluşumlar bu söylemin pratikte karşılık bulması olarak yorumlanmaktadır.
Son dönemde ABD’nin agresif biçimde izlediği politikalar ve özellikle ticaret savaşlarına gümrük tarifeleri üzerinden getirdiği yeni soluk, sistemin birtakım meydan okumalara muhatap olduğu ve değişme ihtimalinin belirmesi olarak ele alınmaktadır. ABD’nin Venezuela ve İran’a yönelik müdahalelerini Çin ile dolaylı karşılaşma olarak yorumlayanlar, bir yönüyle sistem değişimi üzerine de tartışma yapmaktadırlar.
Türkiye’nin bu değişimdeki etkisi henüz sınırlı olsa da değişen koşullara ayak uydurma ve yeni söylem alanları inşa ederek zamanla bu........
