Moriça’da bir akşam...
Moriça’da bir akşam...
Geçen cumartesi bu köşede bazı izlenimlerine yer verdiğim Kıbrıs seyahatimin bitişiyle birlikte cuma sabahından itibaren ofisimde kitap çalışmalarıma odaklanmayı planlıyordum. Ancak tatlı bir sürpriz, Kıbrıs’ı Balkanlara bağladı: Ülkemizin yüz akı kurumlarından Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan (YTB) gelen bir telefonla, Lefkoşa’dan cuma günü sabah erkenden Saraybosna’ya geçtim. Üst üste seyahatlerin fiziksel yorgunluğuna rağmen, YTB Kurumsal Yayınlar Koordinatörü Ali Işık Bey’in nazik davetini geri çevirmem mümkün değildi. Saraybosna’nın kalbindeki Moriça Han’da, adını YTB’nin uzun soluklu dergilerinden Bağlar’dan alan Bağlar Kültür ve Düşünce Günleri’nin açılış programında bir konuşma yapmam isteniyordu. Programın fiilî organizasyonunu ise, Nisan 2026’da Moriça’da Bağlar Edebiyat, Düşünce ve Kültür Evi’nin açılışını gerçekleştiren Huzeyfe Küçükaytekin kardeşim üstlenmişti. Tam da eskilerin “nûrun alâ nûr” dedikleri bir durumdu bu. Ali Bey “Hangi konu hakkında konuşmak istersiniz?” diye sorduğunda, hiç düşünmeden “Mehmed Hanciç Hoca’yı anlatayım” dedim.
Program akşam olunca, cumanın bereketini ve keyfini Başçarşı’da yaşadık gün boyu. Sevgili kardeşim İsmail Furkan Yurdakul’la birlikte cuma namazı için Gazi Hüsrev Bey -Begova- Camii’ne gittiğimizde, çiselemeye başlayan yağmur sebebiyle içeride yer bulamadık. Etrafımıza bakınırken hoş bir tevafuk gerçekleşti: Eski Bosna Reisululemâ’sı (bizdeki Diyanet İşleri Başkanlığı’na denk bir makam) Prof. Dr. Mustafa Çeriç........
