menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dinime küfreden bâri Müselman olsa

427 0
05.03.2026

İran-ABD-İsrâil arasında patlak veren, üzerine kirli teopolitik hezeyanların benzini dökülerek büyütülen savaş devâm ediyor. Her savaşta olduğu gibi bu savaşın da temelde ekonomik bir boyutu var. Bunun bir tarafında ekonomisi ağır kayıplar yaşayan ABD var. Petrodolar ile beslenen ve tekmil dünyâya dayatılan, dünyâ sistemi olarak taçlanan bir ekonomi bu. Ekonomilerin can damarlarının enerji ile alâkalı olduğunu biliyoruz. Petrol ve türevlerinin hâlâ dünyâ ekonomisinde ağırlıklı bir yere sâhip olduğunu biliyoruz. Sanâyi kapitalizmi târihinde iki enerji kaynağına sâhip oldu. İlki kömürdü. Bir zamanlar kömür yatakları için patlak veren paylaşım savaşlarına âşinayız. 20. asırda petrol onun yerini aldı. Bu, elbette ki kömürün târihten silinmesine sebebiyet vermedi. Ama kömürün ekonomideki payı büyük ölçüde azaldı.

Petrolün ekonominin kalbine yerleşmesi de yeni paylaşım savaşlarına yol açtı. Bugün ise peyderpey onun sönümlenmesine şâhit oluyoruz. Bu gelişmeler petrol tüketimini topyekûn ortadan kaldırmayacak. Ama büyük oranda azaltacak. Petrol merkezli sanâyi ekonomisini sönümlendirecek son teknolojik gelişmeler ABD’de başladı ve uzun bir zaman onun tekelinde kaldı. Yeni teknolojilerin ihtiyaç duyduğu enerji kaynakları petrolden mâdâ, isimleri sâdece kimya cetvellerinde yer alan elementlerdi. Erbâbları onları sâdece kimyâ cetvetvellerinde muhafaza ediyorlardı. Ama teknolojik gelişmeler onları cetvellerden çıkarıp hayâtın merkezine taşımaya başladı. Bize onların isimleri nâdir elementler olarak öğretildi.

Bâzen düşünürüm; eğer teknolojik gelişmeler üzerindeki ABD tekeli devâm etmiş olsaydı târih bugün nasıl seyrederdi. Muhtemelen ABD bu işi sinsice götürecek; kaynaklar üzerinde kesin hâkimiyet sağladıktan ve teknolojik olarak hazır olduğunda, yâni büyük dönüşüm başladığında doları ona uyarlayacaktı. Tabiî bu iddiamı kesin olarak müdafaa edemem. Bu sâdece bir tahmin. Ama Çin bu tekeli kırdı. Sıkıntı da burada başladı. Çin’in handikapı şuydu: Bir taraftan petrole ve elbette ki petrodolara dayanan konvansiyonel sınâî üretimini yükleniyordu. Bu da onun ABD’ye olan temel........

© Yeni Şafak