Denizler, siyâset ve Akdeniz(1)
Coğrafî şartlar ise siyâset arasındaki münâsebet
fikir târihinin alâka duyduğu bir mevzu olarak dikkat çeker. Bu bağları birinci derecede kuran ve nazarîleştiren düşünür ,hiç şüphesiz İbn-i Hâldun’dur. Kendisinden sonra Montesquieu ve diğerleri aynı yolu tâkip etmiş ve ortaya çok dikkat çekici iddialar koymuşlardır. İndirgemeciliğe kaçmaksızın bu tarz bir nazârla bakıldığında siyâseti de bir bağlama oturtmak mümkün olabilmektedir.
Kadim dünyâda belirleyici maddî tabanın,
su ile toprağın buluşturulması
olduğunu biliyoruz. Bu elbette ,evvelemirde zıraat için hayâtî bir rol oynamaktadır.
Ama burada esas olan bereket saçan tatlı - akar sulardır. Tatlı-akar suların kontrol edilmesi siyâsetin esas belirleyicisi olmaktadır. Tuzlu sular, yâni denizler ise daha çok taşımacılıkta, zırâi ve zanaatkâr üretimin mahsulâtını bir yerden başka bir yere ulaştırmak için ehemmiyet kazanmıştır.
O hâlde kadim dünyâda birinci derecede hayâtî olanın tatlı-akar sular, ,ikinci derecede ise tuzlu sular olduğuna hükmedebiliriz. Nitekim siyâseten maksi sistemlerin , başta Roma olmak üzere daha çok karasal bir yapılanma olması da bu yüzdendir. Mini sistemler ise ,meselâ Fenikelilerde ve antik Greklerde olduğu üzere siyâseten zayıf, istikrarsız , ticâreten ise kuvvetli nitelikleriyle dikkat çekerler. Bu da onların âdeta bir saman alevi gibi parlayıp sönmelerine yol açmıştır. Zamân içinde maksi bir sisteme-imperium-duyulan ihtiyaçlar galebe çalmıştır. Roma ile Grek medeniyetinin farkı burada ortaya çıkar. İmperiumun kırılganlığından müstakilen ve bir miktar bahsetmek yerinde olacaktır. Fetihlerin paradoksu, yâni bir yerden sonra büyümenin çevre şartları tarafından sınırlandırılması, getiri-götürü dengesi ve ticâreti ve üretim tarzını siyâseten sıkı bir kontrole tâbi tutmasının getirdiği bir kırılganlıktır.
Kadim dünyâda kara ordularının, deniz ordularına göre tâli bir rolü vardır. Fetihler daha çok kara ordularıyla yapılır. Donanmalar ise daha çok hâkimiyet sâhasında ticâretin akmasını sağlamak için koruyucu bir işlev görürler. Osmanlı ve Roma donanmaları askerî........
