Irksal safiyet ve pis işler
İngiltere Kuzey Amerika’yı yeni bir Avrupa olarak icat ederken öne çıkan ideolojik kavramlardan biri ve belki de ilk önce geleni “uygarlaştırma” idi. İngilizler ve Alman kavimleri barbarlara ve vahşilere karşı uygarlaştırma misyonuyla hareket ettikleri inancına sahipti. İngilizler Hindistan ve Doğu Akdeniz’in kolonizasyonu sürecinde de aynı inançtaydı. Bu bakımdan 19. yüzyılda uygarlık kavramı çokça gündemdeydi. Hatta Norbert Elias “Uygarlık Süreci” adlı kitabının birinci cildinde 19. yüzyılı bu kavram merkezinde incelemiştir. Elias, İngilizce ve Fransızcanın uygarlık kavramı ile Almancanın kültür kavramını karşılaştırır. İngilizler ve Fransızlar yayılmacı bir anlayışa sahip oldukları için uygarlaştırma misyonunu yüklendiklerine inanmışlardır. Kültür ise sınırları belirleyen bir kavramdır. Elias’a göre uygarlaştırma İngiltere ve Fransa’nın kolonyalist faaliyetlerinden doğmuştur. İngiltere’nin Kuzey Amerika’daki yayılmacı faaliyetlerine Alman kavimleri de katılmışlardı. Avrupalı kavimlerin 19. yüzyılda Kuzey Amerika’da ilerleyiş ve yayılışları insanlık tarihi açısından çok çok ciddi sonuçlar doğurmuş ve bugünü dahi etkilemiştir. Bu sebeple İngiltere öncülüğündeki uygarlaştırma sürecini yeni bir gözle değerlendirmek gerekiyor. Kuzey Amerika topraklarına el koymuşlar, üzerinde yaşayan insanları da yok etmişlerdi. Bu dönemle ilgili tanıklıklar zaman içinde unutuldu veya önemini yitirdi.
Uygarlık kavramı 20. yüzyılda birçok defa karşımıza çıktı. Kanaatimce bu kavramı üç büyük şairimiz derinden........
