menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uzun vadede hepimiz ölüyüz

8 0
04.02.2026

Ekonomi politikası çoğu zaman zamana sığınır. Bugünü açıklamak zorlaştığında, cümleler ileri doğru kurulur. Orta vadeden söz edilir, uzun vadeye işaret edilir, sabır talep edilir. Zaman, bir tür politik tampon gibi kullanılır. Oysa hayat, bu tamponları tanımaz. İnsanlar bugünü yaşar; faturalar bugün gelir, okul taksitleri bugün ödenir, hastane randevuları bugün alınır.

Bu yüzden “uzun vadeli istikrar” anlatıları ile gündelik hayat arasındaki mesafe açıldıkça, mesele sadece ekonomi olmaktan çıkar. Ortaya çıkan şey, yaşama isteğinin daraldığı, nefesin kısaldığı bir toplumsal hâl olur. Son dönemde kredi kartları etrafında şekillenen tartışma, bu kopuşun en görünür hâlidir. Kâğıt üzerinde bakıldığında mesele teknik görünüyor ancak sahaya inildiğinde tablo değişiyor. Hayat, adım adım küçültülüyor. Risk almak değil, hayal kurmak değil, ileriye bakmak değil; sessizce katlanmak bekleniyor. Sanki herkes hayattayken, yavaş yavaş sosyal bir karantinaya alınıyor.

TÜKETİM DEĞİL, UYUM

Enflasyonun sürekli tehdit unsuru olmayı sürdürdüğü bugün kredi kartı gelir ile hayat arasındaki boşluğu kapatan geçici bir köprü işlevi görüyor. 30 aydır biriken sinir harbi eşliğinde insanlar o köprüyü keyfinden değil, başka yol kalmadığı için kullanıyor. Reel gelirlerin zorunlu giderleri karşılamadığı bir ortamda, kartla yapılan harcama bir tercih değil; zorunlu bir uyum biçimine dönüşüyor. Eğitim, sağlık, sigorta, ulaşım… Bunların hiçbiri ertelenebilir değil. Bunların hiçbiri “harcamayayım” denilecek kalemler değil.

Üstelik nakdin ekonomik işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir ortamda, yüksek tutarlı ödemelerin fiilen kart üzerinden yapılması artık istisna değil, neredeyse bir kural. Kâğıt para sisteminin bugünkü fiyat........

© Yeni Şafak