menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İftihar mı, İntihar mı?

25 0
18.02.2026

Ekonomik ya da toplumsal hayata kâğıt üzerinde temas eder gibi görünen program ve projeler, toplumda güçlü bir heyecan dalgası üretmekten çok temkinli bir bekleyişe, hatta yer yer belirgin bir güvensizliğe yol açıyor. Özellikle gençler, genç işsizliğinin artık “tekil projelerle çözülebilecek” bir başlık olmadığını açık biçimde dile getiriyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe bu tür açıklamalara duyulan inancın zayıflaması daha da dikkat çekici. Çünkü bu kesimler için istihdam meselesi yalnızca iş sayısından ibaret değil; işin niteliği, gelir güvencesi, kariyer perspektifi ve emeğin karşılığı gibi daha yapısal unsurlarla birlikte değerlendiriliyor. Üstelik siyasal tercihlere göre oluşan keskin ayrışma, genç istihdamı gibi teknik bir konunun bile bütünüyle siyasallaştığını gösteriyor. Bu da politika tasarımında içerik ile iletişim dili arasındaki uyumsuzluğun toplumsal güveni aşındırdığına işaret ediyor. İnsanlar artık yalnızca neyin yapıldığına değil, neden ve nasıl yapıldığına, kime ve ne ölçüde fayda sağlayacağına bakıyor.

Deprem konutları yapılmış mı?

Yapılmış.

Gençlere yönelik projeler açıklanmış mı?

Açıklanmış.

Elektrikli otomobiller yollarda mı?

Yollarda.

Fakat ortada tuhaf bir sessizlik var. Alkış zayıf, itiraz var ama coşku yok. Çünkü mesele artık “bir şey yapılıyor mu?” sorusu değil. Asıl soru şu:

Yapılan şey, benim hayatımda gerçekten bir karşılık üretecek mi?

Türkiye ekonomisi bugün iki........

© Yeni Şafak