İslam dönemi felsefesi (4)
Hicrî üçüncü yüzyılın ilk çeyreğinde Yunan felsefesi külliyatının Arapçaya tercüme edilmesiyle İslam’da filozoflar cemaati oluştu ve fiilen felsefe geleneği başladı. Bu geleneğin iki temel hususiyeti vardır.
Birincisi, zaten bilimler geleneğinin inşa edilip geliştiği bir muhitte ortaya çıkmış olduğundan gerek madenler, bitkiler, hayvanlar insanlar, gök cisimleri ve manevi varlıklar gibi insan iradesinden bağımsız mevcutlar gerekse ahlâk, aile, kurumlar ve devlet gibi insan iradesiyle meydana gelen mevcutlar hakkında zaten tartışılan sorunları tevarüs etmiş olmasıdır. Bilhassa dil, fıkıh, kelam ve tasavvuf geleneklerinde teşekkül etmiş sorunlar ve çözümler dağarcığı felsefe geleneği mensuplarının gündeminin asli parçası haline gelmiştir.
İkincisi ise tercüme edilen felsefe eserlerinde taşınan sorunlar ve çözümler dağarcığıdır. Yunan ve Helenistik dönem felsefe külliyatıyla aktarıyla bu dağarcık her ne kadar önde gelen Yunan ve Helen filozoflarının adıyla anılsa da gerçekte Mısır ve Babil’e uzanan kadim bir geçmişe sahipti. Bu sebeple felsefe külliyatının çevirisi, kadim dünyanın hikmetinin İslam döneminde ortaya çıkan bilimsel idrakin bir parçası haline gelmesi demektir. Daha önce yazılarda dikkat çekildiği üzere felsefe deyince bugünlerde aklımıza daha ziyade mantık, bilgi teorisi ve metafizik gibi alanlar gelse de klasik dönemde felsefe kelimesi mantık, fizik, matematik, metafizik, ahlâk ve siyaset olmak üzere insanî bilginin bütün alanlarını kuşatıyordu. Bu disiplinlerin teorik ve........
