menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güzel’in klasik dünyadaki metafizik ağırlığı

30 0
02.06.2026

Fârâbî ile birlikte İslam düşüncesinde sistemli bir varlık hiyerarisi kurulmaya başlanır. Fârâbî’ye göre bütün varlıklar, en mükemmel ve en basit olan “ilk sebep”ten aşağı doğru derecelenir. Bu ilk sebep ise zorunlu varlıktır: Var olmak için hiçbir sebebe ihtiyaç duymayan mutlak hakikat!

Fârâbî’nin ontolojisinde varlık yalnızca “mevcut olmak” anlamına gelmez; aynı zamanda bir yetkinlik derecesini ifade eder. Bu yüzden varlık arttıkça kemal de artar; kemal arttıkça güzellik de artar. Böylece güzel, biçimsel bir hoşluk olmaktan çıkar; varlığın yetkinlik derecesine dönüşür. Burada metafizik bakış hakimdir, çünkü güzel artık yalnız biçimsel uyum değildir; ontolojik kemaldir.

Fârâbî’nin Tanrı’yı nitelerken kullandığı sıfatlar da bu bakımdan dikkat çekicidir.

O, Tanrı’yı yalnızca “ilk sebep” olarak değil; aynı zamanda “sırf iyi”, “akıl”, “âkil”, “ma‘kûl”, “âşık”, “ma‘şûk”, “hakîm” ve “hay” olarak da niteler. Bu sıfatların her biri aslında mutlak kemalin farklı görünüşleridir. Dolayısıyla güzellik, iyilik ve hakikat birbirinden ayrılmaz hâle gelir.

Burada antik Yunan düşüncesiyle kurulan ilişkiyi de gözden kaçırmamak gerekir. Çünkü İslam filozoflarının estetik anlayışı, büyük ölçüde Yeni-Platoncu metafiziğin etkilerini taşır. Özellikle Plotinos çizgisinden gelen sudûr düşüncesi, varlığı bir taşma ve tecelli düzeni olarak yorumlar. Buna göre bütün varlık, ilk ve mutlak olandan taşarak çoğalır. Varlık mertebeleri arttıkça yetkinlik azalır. Bu yüzden mutlak birlik en yüksek........

© Yeni Şafak