menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ebû Zerr meşrep bir âlim daha geçti bu dünyadan

57 0
23.04.2026

Öğrencileri ve sohbet halkasının müdavimleri onu Molla Raşid olarak tesmiye ederlerdi. Yazı başlığımda tercih ettiğim ifadeyle, Ebû Zerr meşrep bir âlimdi. 18 Nisan 2026 tarihinde, zühd üzere sürdürdüğü dünya mühletini ikmal ederek, yine aynı hâl üzere, yani sade, sessiz ve iz bırakmaktan ziyade iz silerek öteye intikal etti. Bu hâl, onun özgeçmişine dair veriler için de geçerliydi. Kimdi; hangi aileye mensuptu; ismi ailesi tarafından mı verilmişti, yoksa bir mahlas, unvan, lakap ya da nisbe miydi; nereliydi; neyle geçinirdi… bütün bu sorular -en azından bu fakir için- cevabı zorunlu olmayan tali istifhamlardı. Zira o, hakikati şahsiyetlere göre değil, şahsiyetleri hakikate göre tartan bir idrak ufkunun mensubu olarak, daha başta kendi şahsına dair bilgileri ketmeden ve muhataplarının bu yöndeki merakını da hükümsüz kılan bir zattı.

Bu çerçevede, söz konusu soruların cevabını çok merak edenlerin, “Bunca bilinmezliğe rağmen onun hakkında yazmakla neyi murat edersin?” şeklindeki muhtemel itirazlarını dikkate alarak, bu yazının iki temel saik üzerine bina edildiğini ifade etmek isterim.

Birincisi, “O tövbekârlar, ibadet edenler, hamd edenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın hudutlarını gözetenler; müjdele o müminleri.” mealindeki ayetin (Tevbe, 9/112) muhtevası içinde konumlanmak; ikincisi ise Ebû Zerr el-Gıfârî’nin (r.a.) hâlini taklit eden bir yaşayışın haberini -muhatabında bir rahmet temennisine vesile olması itibarıyla- nakletmektir.

Ayetin muhkemliği dikkate........

© Yeni Şafak