menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin asıl krizi faizlerde mi başlıyor?

28 0
22.05.2026

Finans piyasalarında bazı grafikler yalnızca teknik veri değildir; yaklaşan kırılmaların habercisidir. ABD 30 yıllık tahvil faizinin yeniden yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkması da tam olarak böyle bir gelişme.

İlk bakışta bu, sıradan bir faiz hareketi gibi görülebilir. Ancak biraz derine indiğinizde bunun yalnızca tahvil piyasasına dair bir veri değil, küresel ekonomi için ciddi bir uyarı olduğunu görüyorsunuz.

Aynı Faiz, Ama Aynı Amerika Değil

Önce şu tespiti doğru yapmak gerekiyor: ABD 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’i aşması tarihsel olarak eşi benzeri görülmemiş bir durum değil.

2000’lerin başında bu oran yüzde 6’ların üzerindeydi. 2007 küresel finans krizinin hemen öncesinde de yüzde 5’in üzeri test edilmişti.

Ancak bugün aynı seviyeyi bambaşka yapan şey, ABD ekonomisinin bilançosunun artık tamamen değişmiş olması.

2007 yılında ABD federal borcu yaklaşık 9 trilyon dolardı.

Bugün ise 36 trilyon doları aşmış durumda.

Yani aynı faiz oranı artık aynı anlama gelmiyor.

Dün yönetilebilir görünen bir maliyet, bugün çok daha ağır bir yük anlamına geliyor. Çünkü mesele yalnızca faizin seviyesi değil; o faizin hangi büyüklükteki bir borç stoku üzerinde oluştuğu.

Bu yüzden bu grafik aslında bize şunu söylüyor:

Piyasa, ABD’ye uzun vadeli borç verirken artık daha yüksek getiri talep ediyor.

Bu Fed’in Kararı Değil, Piyasanın Kararı

Burada kritik ayrım şu:

Konuştuğumuz rakam Fed’in politika faizi değil.

Fed kısa vadeli faizleri belirler.

Ancak 30 yıllık tahvil faizi doğrudan piyasa tarafından fiyatlanır.

Bu nedenle burada gördüğümüz şey bir merkez bankası tercihi değil; yatırımcıların ABD’ye verdiği........

© Yeni Şafak