Deprem ilâhî bir ceza mıdır?
6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremin üzerinden iki yıl geçti. Bir kez daha bu depremde vefat edenleri, hükmî şehadet mertebesine nail olmaları niyazıyla rahmetle anıyoruz. Adına “dünya” denen bu geçici hayatımız, türlü türlü imtihanlar, zorluklar ve musibetlerle dolu. Bunlardan biri, hatta belki de bizi en aciz ve çaresiz bırakanı, doğal afetler. Hayatımız boyunca küçük-büyük pek çok doğal afete maruz kalmak durumundayız. Bu doğal afetlerin en dehşetli olanlarının başında belki de deprem gelir. Depremlerin “nasıl” meydana geldiğine ve nasıl yıkıcı etkiler yaptığına dair jeoloji gereken açıklamaları yapmaktadır. Peki, din bu konuda ne söyler? Hikmetli Kitap’ta bu konuda ne buyurulur?
Aslında bu soru, “Doğal afetler niçin var, varoluş hikmetleri nedir? Bunlar, ilâhî bir ceza mıdır?” şeklinde genelleştirilebilir. Biz, bu genel soruyu deprem özelinde sorup cevabını aramaya gayret edeceğiz.
Kur’ân-ı Hakîm’de deprem, “zelzele”, “racc”, “racef” ve “hasef” gibi çeşitli kelimelerle şu üç bağlamda zikredilir: 1. Lut kavmi, Semud kavmi ve Medyen halkı gibi peygamberleri yalanlayan toplumların helâk sebebi olarak. 2. Mekke müşriklerini, önceki kavimlerin başına gelen deprem gibi helâk edici felaketlerin benzerini yaşatmakla tehdit vesilesi olarak. 3. Kıyamet anında meydana gelecek büyük bir sarsıntı olarak.
Kur’ân’da geçmiş kavimlerin helâk edilişleri anlatılırken, onların deprem gibi doğal afetler vasıtasıyla yok edildikleri ifade edilir. Bu da, ilk nesillerden itibaren Müslümanların deprem hâdisesini umumiyetle ilâhî bir ceza şeklinde anlamalarına sebep olmuştur. Hâlbuki bu genel algı, pek isabetli değildir. Depremi ve diğer doğal afetleri, “ilâhî bir ceza” değil, “ilâhî bir imtihan” olarak görmek daha doğru olacaktır. Bunu şöyle gerekçelendirebiliriz:
1. Hikmetli Kitap, geçmiş kavimlerin helâk kıssalarını anlatırken, deprem gibi doğal afetleri, Kâdir-i Mutlak bir Allah’ın var olduğu ve her şeyi O’nun planlayıp yarattığı şeklindeki genel mesajına hizmet edecek şekilde........
© Yeni Şafak
