Afetler karşısında Allah inancı
Kendisini bazen çok güçlü görse de nihayetinde aciz bir varlık insanoğlu. Dedikodu, haset ve iftira gibi ahlâkî afetlere; hastalık ve yaşlılık gibi bedenî afetlere; deprem ve sel gibi tabiî afetlere maruz kalan ya da kalma riskiyle karşı karşıya olan bir varlık nasıl aciz olmasın ki! Peki, bu acziyeti karşısında onu dayanıklı ve dirençli kılacak en güçlü şey ne olabilir? Elbette ki Tanrı inancı. Zira O varsa, her şey anlamlıdır. O yoksa hiçbir şey anlamlı değildir. O varsa, meydana gelen her afetin ve her musibetin, künhünü tam olarak bilemediğimiz bir hikmeti vardır. Çünkü merhameti sonsuz olan bir Tanrı’nın, bunları kullarına acı çektirmek ve zarar vermek amacıyla yaratmış olması düşünülemeyeceğine göre, bunlar şimdilik idrak edemeyeceğimiz bazı hikmetlere binaen meydana gelmiş olmalıdır. İşte evreni yaratan ve yöneten bir Allah’a olan iman, insanın çare bulunmaz acziyetine metafizik bir anlam katarak onu rahatlatmaktadır.
Allah’a sağlam bir iman ile bağlı olan bir kişi, musibet ve afetler başına gelmeden önce de, geldiği zaman da, geldikten sonra da, bunları inancı çerçevesinde yorumlayıp anlamlandırarak yaşadığı sıkıntıları hafifletebilir; hatta bunlardan manen haz dahi alabilir. Bunun somut örneklerini, geçtiğimiz hafta sonu depremle ilgili gerçekleştirilen program vesilesiyle görmüş olduk.
İslam Alimleri Vakfı
, Kahramanmaraş ve çevresinde meydana gelen depremin ikinci yıl dönümü münasebetiyle 6-8 Şubat 2025’te Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay’ı kapsayan “Kendi Gök Kubbemiz Buluşmaları” adıyla çok verimli bir program düzenledi. Cuma günü Kahramanmaraş’ta, sabah başlayıp akşam 22.00’ye kadar devam eden, halkın da katıldığı konferanslar düzenlendi; camilerde sohbetler yapıldı. Cumartesi günü, Kahramanmaraş’taki deprem şehitliği ziyaret edilerek şehitlerimiz dualarla anıldı. Aynı gün, adı geçen üç şehirde İslam Alimleri Vakfı’nın temsilcileri konumundaki kıymetli ilim adamları, önemli ziyaretler........
© Yeni Şafak
