Vance ve Rubio: Azarla güven verme arasında Amerika’nın Avrupa’ya mesajı
Münih Güvenlik Forum’unun yayınladığı raporda belirtildiği şekilde Trump’ın Amerika’sının küresel düzene karşı aldığı yıkıcı tavrın Avrupa ve uluslararası düzene nasıl bir meydan okuma sunduğunu salı günkü yazımda tartışmıştım. Bu yazıda ise Trump yönetiminin iki kilit isminin geçen yıl ve bu yılki konuşmalarında verdiği mesajları analiz ederek Amerika’nın Avrupa’ya verdiği mesajı değerlendirmeye çalışacağım. Geçen yılki forumda Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in temel problemi Avrupa’nın ‘demokratik yozlaşması’ olarak gören azarlayıcı tonu dikkat çekmişti. Bu yıl ise Dışişleri Bakanı Marco Rubio sorunu ‘medeniyetsel gerileme’ olarak çerçeveleyen sert ama güven verici mesajıyla öne çıktı. Bu iki konuşma arasındaki farklar aynı mesajın farklı şekilde ifadeleri olarak yorumlanabilir mi yoksa sorunun teşhisi ve tedavisi konusunda yönetim içinde derin ayrılıklar mı var?
DEMOKRATİK YOZLAŞMA MI MEDENİYETSEL GERİLEME Mİ?
Vance’in konuşmasında öne çıkan eleştirisi, kendi seçmeninden korkan Avrupalı teknokrat elitlerin demokrasinin içini boşalttığı şeklinde olmuştu. Avrupa demokratik değerlerin gereğini yapmadığı için kendi seçmenine yabancılaşmıştı. Göç akınlarını yönetemeyen, sağ ve popülist siyaseti dışlayan, Romanya’daki seçimlerin iptal edilmesine göz yuman ve seçmenin taleplerini göz ardı eden elitler demokratik meşruiyetin altını oyuyorlardı. Buna karşın Rubio’nun tespiti Batı ittifakının sadece ekonomik ve siyasi değil aynı zamanda ortak değerler ve inançlara dayalı bir medeniyet olduğu ancak bu medeniyetin gerilemesine duyarsız kalındığı şeklindeydi. Rubio, uzun yıllar endüstrisizleşme, tedarik zincirinin zayıflaması, enerji güvenliğini zaafa uğratan iklim politikaları, büyük göç dalgaları ve Çin’le girişilen jeopolitik mücadele konularında atalet durumunun hâkim olduğunu savundu.
Trump yönetiminin bu sürece seyirci kalmayacağını ve medeniyetsel bir dirilişe liderlik etmeye çalıştığını söyleyen Rubio, Amerika’nın transatlantik........
