menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbol halkın da değil diktatörün de

96 0
13.06.2026

2000’lerin başında Türk solunun Avrupa soluna paralel olarak iyi kötü taklit etmeyi başardığı meselelerin başında tüm dünyada baş döndürücü bir hızla endüstri haline gelen futbolu “halk odaklı” olarak yeniden düşünme ve romantize etme çabası gelir bence.

Çaba beyhude idi ama önemliydi yine de. Çünkü futbol, kitleyi mobilize etme başarısı olan bir spor olarak “direniş odağı” olabilirdi pekâlâ. Olamadı. Endüstri ham yaptı futbolu.

Biraz geriden alayım.

Avrupa ve dolayısıyla Türk solunun futbolu romantize etme çabasında öne çıkan başat unsur Latin Amerika’da futbolu kitleleri uyutmak için kullanan diktatörler anlatısıydı. Brezilya, Arjantin ve hatta Meksika, bu anlatıdan bol bol pay alıyordu. Şu cümleyle bitiyordu cümle analizler: “Futbol diktatörlerin değil halkındır.”

Bir yanı tatlıydı aslında o “itiraz” dolu yılların.

Beşiktaş’ın semt takımı olması üzerinden girişilen........

© Yeni Şafak