menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Peki şimdi ne olacak? Bugün Hürmüz, yarın “Boğazlar” diyecekler. “Savunmada” kalan intihar eder. Şehirler küle dönüşmeden önce, “Acımasız Mücadele”ye hazır olun!

472 0
14.04.2026

Trump’ın savaş ilan etme, barış yapma, ateşkes sağlama iradesi yok. ABD yönetimi, bu yetkiyi tamamen İsrail’e havale etti. “Kurgu”yu İsrail yapıyor, onlar da ona göre hareket ediyor.

Pakistan’da ateşkes görüşmeleri yapılırken de aynı kanaatteydim. Ateşkes olmayacaktı, olsa bile bir gün içinde İsrail zaten sabote edecekti. ABD’nin İsrail’e “Niye böyle yaptın” deme iradesi yoktu.


BİLGELİK, AĞIRBAŞLILIK YETMEYECEK!

Bölge ülkelerinin, “ABD üzerinde baskı kurarak, İsrail’i dizginlemesini sağlama” yöntemi bundan sonra hep başarısız olacaktır. Zaman bu çabalarla akıp gidecek, İsrail’in ülkeler ajandası adım adım gerçeğe dönecektir.

İsrail varlığını, gerçeğini, ajandasını algılama konusunda bir sorunumuz var. Ya da “iyi niyetle” bir şeylerin düzeltilebileceğine inanıyoruz. Coğrafyamızın ağırbaşlı ülkeleri, “hoyratlığa” yönelmediği için, yaşlı dünyamızın bazı şeyleri kendi bilgeliği ile önleyebileceğini düşünüyor.

Ama o bilgelik ABD’de yok, İsrail’de zaten olamaz. Artık çökmek üzere olan uluslararası sistemin zincirleri hâlâ ülkelerin ellerini, ayaklarını bağladığı için hareket etmekte de zorlanıyoruz. Ya da dünyayı büyük bir felaketten korumak için ölümcül bir sabırla bir şeyleri düzeltmek için yoğun çaba harcıyoruz.


KÖRFEZ ÜLKELERİNİ İSRAİL DE VURDU!

YARIN “DÜŞMAN TÜRKİYE” DİYECEKLER!

İsrail İran’a saldırarak, aynı anda Filistin, Lübnan ve Suriye’ye saldırarak, coğrafya ölçekli bir felaketin kapılarını açtı. Bölgesel savaş için, İran’a karşı cephe açmaları yetmedi, İran kadar İsrail de Körfez ülkelerini füzelerle vurdu.

Bu, bir intihar haliydi ve hiçbir devlet böyle bir şeye girişemezdi. Ama İsrail yaptı. Ve ABD’nin gücünü herkesin üzerine saldı.

Öyleyse, şimdiye kadar karşılaşmadığımız çok büyük bir fırtına ile yüzleşiyoruz. Tek bir ülkenin, saldırı, suikast, terörle koca bir coğrafyayı mahvetmesini izliyoruz.

Mesele İsrail olunca suçlu bazen İran olur, bazen Filistin, bazen Lübnan, bazen Suriye, bazen Libya, bazen Sudan veya Somali hatta bazen Türkiye…

Çünkü bize bu bakışı dayatırlar ve zihinleri felç ederler. Biz de kendimizce bütün bu karmaşa içinde, birbirimize yönelik suçlamalara yöneliriz.


RUSYA VE ÇİN İRAN’I SAVUNACAKTIR. YOKSA KENDİLERİ ÇÖKER, BİLİYORLAR...

Bu, gerçekliğin kaybedilişidir, anlayamayız. Hatırlayın; daha önce de Taliban, Saddam, Kaddafi suçluydu ve biz ona inandırıldık. Oysa hesapları bambaşkaydı.

Bu savaş radikal çözümler, tavırlar üretmeden sona ermeyecek. İran’ı masaya oturtup teslim alsalar bile bitmeyecek. Yeni hedefler, yeni ülkeler, yeni düşmanlar sürecekler önümüze. Ve bu böyle devam ederse, dur diyemezsek 21. yüzyılı kaybetmemiz ihtimal dışında değil.

İran diz çökmez. Yakıp yıkarlar harabeye çevirirler yine diz çökmez. Doğu’nun Batı sınırını, Batı’daki cephesini savunmak için Rusya ve Çin’in alabildiğine cephede olacağını görebiliriz.

İran’ı savunacaklar, destek verecekler, o cephenin çökmesini engelleyecekler. Yoksa 21. yüzyılı asıl onlar kaybedecek, biliyorlar.


SAVAŞ DEVAM EDECEK, BÜYÜYECEK, YAYILACAK.

NASIL BİR OYUN KURULABİLİR?

Pakistan’daki masa dağıldı. Peki şimdi ne olacak? Kim, nasıl masa kurabilecek. Bölge ülkeleri, ABD üzerinden yürütülen baskıların sonuçsuz kaldığını görünce ne yapacak? Kendilerini, coğrafyayı korumak için nasıl bir silah kullanacak?

Bu savaşın devam edeceği, büyüyeceği, yayılacağı gerçeği üzerinden oyun kurmak zorundayız. Sadece ABD’ye baskı ile sonuç alamayacağımız ihtimali ile oyun kurmak zorundayız. Ortada bir “devlet sorunu” yok. Ortada bir milletin, bir kavmin çılgınlığı var, insan ırkına açtığı savaş var. Kontrol edilemezliği var.

Ve bunlar çok daha korkunç şeyler yapacak. Soykırım yaptılar, tanık olduk. Ülkelerin başkentlerini vurdular, liderlerini öldürdüler, tanık........

© Yeni Şafak