Her idamın bedelini bir İsrailli ödemeli. Artık “kısasa kısas” dönemine geçilmeli. İsrail’e karşı önleyici saldırılar başlamalı… “Biz binlercesini idam edeceğiz yine sesiniz çıkmayacak” diyorlar. Çıkmayacak mı?
Önce
soykırıma
uğratıldılar.
Evleri, şehirleri, mezarları, yaşama dair ellerinde ne varsa
yok edildi.
Babaları, oğulları, anaları ve özellikle bebekleri
sistematik olarak şehit edildi. 21. yüzyılın
en vahşi, en barbar saldırılar
ına maruz kaldılar. Evleri mezarlara döndü. Çocukları toprağa döndü.
Küçücük bir toplum,
dünyanın bütün kötülüklerine
direnmeye çalıştı. Ancak
“bebek avı”na çıkan İsraillilerin, Avrupalıların, ABD’lilerin
korkunç saldırılarına direnemediler.
Silahları yoktu, devletleri yoktu, orduları yoktu.
Sadece vatanları vardı ve onu elde tutmak istediler.
SESSİZLİĞİMİZ ÖLÜMÜMÜZ OLACAK!
Bunun için de hiçbir toplumun ödemediği ağır bedeller ödediler,
korkunç kıyımlara
maruz bırakıldılar.
Hepimizin sessizliğinin Yahudi soykırımcıların en güçlü silahı olduğunu biliyorlardı.
Hepimizi uyandırmaya çalıştılar.
Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı hatta bütün coğrafyayı savunacak iradeleri vardı ama imkanları yoktu. Akılları vardı ama güçleri yoktu
. Bu yüzden hepimizi uyandırmaya çalıştılar.
“Mesele sadece biz değiliz. Hepimiziz”
dediler. “
Sıra hepinize gelecekler
” dediler.
Sesleri arşa yükseldi ama bizlere ulaşmadı. Duyamadık, gerekçeler ürettik,
kendimizce zorluklarımız vardı. Ama bu zorlukların hiçbirinin coğrafyayı imha edecek
fırtınayı yumuşatamayacağını
bilemedik.
BİZ ÖLDÜK, SİZ BUNLARI DURDURUN!
Gazze halkı, sadece bizi değil, dünyayı uyandırmaya çalıştı. Batı başkentlerine, doğu şehirlerine seslendi. Yüzlerce yıllık tarihin bütün cümlelerini kullandı. Allah’tan başka kimseleri olmadığını biliyorlardı, ama yine sesleniyorlardı. Kimse duymadı. Herkes ölümlerini seyretti.
Çocukların çığlıkları hâlâ kulaklarımızda yankılanırken, insan ırkı büyük sınavı kaybediyordu. Sadece yaşamak isteyen, sadece kendi vatanlarında canlı kalmak isteyen, hiç kimseye zararı dokunmamış bu millet, Yahudi Kabilesi’nin barbarlıklarını yaşarken aslında insanlığa, “Bu, hepinizin başına gelecek. Bunlar insan ırkına saldırıyor. İnsan tarihinin bütün birikimlerine saldırıyor. Bunları durdurun. Biz öldük ama siz bunları durdurun” diyorlardı. İnsanlık duymadı.
SIYKIRIMIN İKİNCİ AŞAMASI BAŞLADI…
On binlerce insanı öldürdüler. Binlerce bebeği, çocuğu sistematik bizimde katlettiler. Bilinen türde tam bir soykırım uyguluyorlardı. ABD, Avrupa, İsrail, kendilerinin tanımladığı soykırımı bütün unsurlarıyla kendileri yapıyordu. Ama insanlık bunu durduramadı, engelleyemedi, hesabını soramadı.
Şimdi, soykırımın “ikinci aşaması”na geçiyorlar. İsrail, sadece Filistinlilere uygulanacak bir idam yasası çıkardı. Uçaklarla, tanklarla, füzelerle öldürülenlerden sonra, kalanlar kurşuna dizilecek, darağaçlarına gönderilecek. Bugüne kadar öldürülemeyenler şimdi idamla öldürülecek.
SADECE BEŞ BİN ÇOCUK VAR! TOPRAĞIN ÜSTÜNDE SOYKIRIM. PEKİ ALTINDA NELER OLUYOR?
Suç ne? Filistinli olmak… Vatanını, toprağını, evini, ailesini, onurunu korumaya çalışmak... İsrail saldırganlığına boyun eğmemek. Başka bir suçlama var mı, hayır!
Suç, gerçek anlamda, insan olmak. Çünkü İsrail halkı Yahudi halkı insan genetiğini çoktan kaybetti. Bu sefer Gazze’de yaşayan ve “insan” kalanları idam edecekler.
Yeryüzü, insanlık tarihi böyle bir barbarlık görmedi. Bu ölçekte bir barbarlığa tarihin hiçbir döneminde bu kadar sabredilmedi. Hiçbir kötülük bu kadar karşılıksız kalmadı. Hiçbir insanlık suçu bu şekilde cezasız kalmadı.
İsrail hapishanelerinde, Negev Çölü’ndeki esir kamplarında kaç insan var? Binler, on binler... Sayısını bilen yok.
Sadece beş bin çocuk var buralarda! On binlerce insan var! Kimse neler yaşadıklarını bilmiyor. Hiçbir ülke, bunların durumunu inceleyemiyor. İşkenceler, öldürmeler zaten devam ediyor.........
