Dünyanın ayazında ellerini kelimelerle ısıtan adam!
Başka şeyler yazmak için oturmuştum klavyenin başına ama sevgili Hakan’ın mesajı gelince her şey değişti. Acı haberdi gelen; sevgili Bülent, çileli dünya yolculuğunu tamamlamış ve dâr-ı bekâya göç etmişti. Beklenmeyen bir şey değildi artık, durumun geri dönülemez noktaya geldiğini biliyorduk. Bir gün önce, Cumartesi günü, Hamamönü mekânımız Fatih Kitabevi’nde Fatih (Yurdakul) ağabeyin bir araya getirdiği dost meclisinde uzun uzun Bülent’i konuşmuştuk. Burada yazdıklarım orada söylediklerimden çok da farklı olmayacak. Bülent her aradığında ya da ismi sohbetlerde her geçtiğinde ister istemez hep aynı şeyleri düşündüm, düşünüyorum zaten. Hem de yıllardır…
Tutkuyla yazan bir yazardı Bülent Akyürek, yazmaya, cümle kurmaya, ifade etmeye adeta delice bir tutkuyla bağlıydı. Onu tanıdığım Sakarya ve Gökkuşağı çay ocağı günlerinde de öyleydi, çoğu hastane odalarında geçen son zamanlarında da öyleydi. Kırıldığı, kabuğuna çekildiği ve ömrü boyunca sık sık yaşadığı sağlık krizleri sebebiyle geri durmak zorunda kaldığı zamanlarda bile zihnindeki kelimelerle mesaisini daima sürdürdü. Kafasında her zaman yazılması gereken bir şeyler vardı, elindeki metin henüz bitmemişken düşüncelerinde bir sonraki kitabın cümleleri dolaşır dururdu. Cümleleri, kitap isimleri, konuşmalarında kullandığı ifadeler, sorulara verdiği cevaplar edebiyat adına kışkırtıcı, yeniden düşünmeye sevk edici olurdu hep.........
