menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toplumların hafızası geçmişin sahnesini muhafaza eden sanat eserleri ile canlı kalır!

27 0
31.07.2026

Toplumların hafızası geçmişin sahnesini muhafaza eden sanat eserleri ile canlı kalır!

Dijital kültür aidiyet bağlarını kaybetmiş, hafızasız, duyarsız, sosyal medya bağımlısı yeni bir insan inşa ediyor. Sosyal medyada karşısına çıkan her kırıntıyı “bilgi ve hakikat” zanneden, bu zannını bir sonraki reels vidyo ile tamamen aksi yönde değiştirmeye hazır bu yeni insan, devletlerin, toplumların, ailelerin en büyük sıkıntısı. “Akışta kalmak” klişesinin peşinde ne günü ne dünü anlamayan tepkisel insanlarla kuşatılıyoruz, üstelik bu tepkisel insanların önemli bir kısmı “uzman” olarak ahkam kesiyor. 

Bunları niye yazdım? Hangi zamanda dünü güne, günü düne bağlamaya çalıştığımın farkındayım demek için. Kitle için yazmıyorum. Elimdeki bir kaşık mayayı muhafaza etmenin mesuliyetinde sözü demlendiriyor, közü uyanık tutmaya gayret ediyorum.

Geçtiğimiz cuma günü, 1940’ların Amerika-Türkiye ilişkilerinin edebiyata yansıyan yüzü üzerine yazmış, sizlerden de Navarin Yenilgisi ve Mora Katliamı’na dair özellikle aile tarihinden zihninizde kayıtlı olan sahneler var ise paylaşmanızı istemiştim.

Talebim pek karşılık bulmadı. Sadece değerli bir okuyucum Navarın Katliamı üzerine çalışan bir akademisyenin çalışmalarına yönlendirdi bendenizi.

Akademik çalışmalar önemli şüphesiz. Lakin ben tarihî olayların tam da yaşandığı sıralar edebiyata, hatıralara sızan duygularının peşindeyim. Bunu çok önemli buluyorum, çünkü duyguların tarihi ancak sanat eserleri ile muhafaza altına alınır, duygular sanat eserlerinde zamanın izine karşı direnir.

1821 Mora Katliamı, Türk Edebiyatı’nda neredeyse hiç işlenmemiştir. Neredeyse diyorum çünkü benim henüz rastlamadığım, döneminde yazılmış olan........

© Yeni Şafak