menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkesin bakmadığı yerden...

72 0
19.04.2026

İyi akşamlar sayın seyirciler. “Herkesin Bakmadığı Yerden” adlı programımıza hoş geldiniz. Herkesin bakmadığı yerden bakar, gizleneni görürüz ilkesiyle devam ettirdiğimiz programımızın bu akşam yedinci yaşını kutluyoruz.

Sabah doğan, ikindiden sonra ölen programların yanında bizim programımız doğdu, büyüdü yürüdü. Evet yürüdü. Sizler bizimle yürüdüğünüz için büyüdü, yürüdü. Biliyorsunuz bizim yayın anlayışımız diğerlerinden çok farklı. Biz ve diğerleri. Siz bu ayırımı biliyorsunuz. Yedinci yılımızın şerefine diğerlerinin çok gündeminde olan ama bizim o tarz haberlere, yayınlara itibar etmediğimiz bir konuyu bu defa bir ilke imza atarak huzurunuza getiriyoruz. Malumunuz “Botokslu Cenaze Kime ait?” haberi Türkiye’nin gündeminden düşürülmüyor. Düşmüyor değil, DÜŞÜRÜLMÜYOR! Niye düşürülmediği konusunda haberciler, sosyologlar, antropologlar, felsefeciler ve komplo teorisyenleri şaşkın.

Şimdiye kadar dizilerimizi uyarlayan ülkeler bu defa haberimizi uyarlama yoluna gitti. Evet yanlış duymadınız. Biz daha önce Hint dizilerine ve filmlerine rağbet ediyorduk. Hatta şöyle söyleyeyim ünlü yazarımız Orhan Kemal’in Devlet Kuşu filminde romanın kahramanları Hint filmine gider. Filmin adı Avare. “Averamu” diye de bir şarkısı vardı filmin. Orhan Kemal hayatı romanına sızdıran bir yazarımız. “Dı” demiyorum elbet. Yazarlar, düşünürler ölmez, yazdıkları ile aramızda yaşamaya devam ederler. Yani Hint filmlerinin etkisinin nerelere uzandığını göstermesi açısından Devlet Kuşu romanı -ki daha sonra filmi de yapıldı- önemlidir.

Efendim Türk dizilerinin dünyadaki başarısından hareketle Hintliler artık bizim dizilerimizi uyarlıyor. Bu çok sık rastlanan bir durum değil. Biz uyarlanan değil,uyarlayan taraftaydık. Malumunuz Osmanlı romancıları mesela Ahmet Mithat Efendi de Fransa’daki bir romanı Osmanlı toplumuna uyarlayarak yeniden kaleme alıyordu. Ama haberin uyarlanması sanırım bir ilk. İşte bütün bunları disiplinler arası çalışan ünlü bilim insanı Ahmet Kebir ile konuşacağız.

-Hoş geldiniz hocam. Şeref verdiniz.

-Estağfurullah, o şeref bize ait. Siz sorunuzu sormadan müsaadenizle ben hemen kitabın ortasından başlayayım. Ahmet Mithat Efendi dediniz. Ahmet Mithat Efendi çok fevkalade bir kalem. Maalesef Cumhuriyet döneminde değer kaybına uğratılıyor. Ama altın daima altındır. Üzerine toz toprak atıldı diye altın, altın olmaktan çıkmaz. Ahmet Mithat Efendi o kadar fevkalade bir kalem ki Fransa’da yayımlanan bir gazete haberinden yola çıkarak bir hikâye kaleme alıyor.

-Ne diyorsunuz! Haber Fransa’dan ama........

© Yeni Şafak