menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkasının hayatı bize “hayat”ı öğretir mi? (2)

77 0
18.09.2026

Başkasının hayatı bize “hayat”ı öğretir mi? (2)

Geçen hafta 1900’lerin başında doğan Suat Derviş’in dedelerinden başlayarak hayat hikâyesinde ilerlemeye niyet etmiştik.

Kaldığımız yerden devam etmeden önce Suat Derviş’in okuma listeme dahil oluş hikâyesinden bahsetmek isterim. Doktora tezimi çalışırken kâğıt üzerinde bir tez hocam olmakla birlikte pratikte bu mihmandarlıktan mahrum olduğum için giyim kuşam zihniyet ilişkisini kadın hatıratlarından, dönemin romanlarından yakalamaya çalışıyordum.

Osmanlı kadın yazarları üzerine okumalarımı sürdürürken Kara Kitap’ın adını görüyor, Suat Derviş ismine rastlıyor ve fakat bir kitabından başka bir eseri olmayışına şaşırıyordum. Dönemin yazarları Suat Derviş’i Halide Edip’ten bile daha başarılı bulurken -ki Halide Edip’in çağdaşı erkek yazarlar tarafından daima kıskanıldığını düşündüm- biz niye Suat Derviş’in kitaplarından haberdar değildik? Bu şaşkınlığım Liz Behmoaras’ın Suat Derviş biyografisi ile nihayet aradığı cevapları buldu.

Suat Derviş/Efsane Bir Kadın ve Dönemi adlı kitap Remzi Kitabevi’nden Ocak 2008 yılında çıktı. Ben birinci baskıya kavuşamadan kitap tükendi. Nihayet kitabın ikinci baskısını Şubat 2008’de edindim.

Kitabı okurken Sakarya Belediyesi’nden 8 Mart Kadınlar günü için davet aldım. Kimler katılacaktı? Nazife Şişman ve bendeniz davetli idik. Üçüncü isim olarak bir tavsiyem olup olmadığını sordular “Bu aralar Suat Derviş biyografisi okuyorum, yazarını davet ederseniz çok iyi olur” dedim. Telefon numarasını istediler, Remzi Kitabevinden ulaşabileceklerini söyledim. Ulaşmış olmalılar ki 9 Mart 2008’de Sakarya Belediyesi’nden gelen bir otomobilin içinde biz Liz Behmoaras ile yolculuk ettik.

Esasında olaylar konusunda berrak olan zihnim kronolojik zaman konusunda zayıftır. Bu yolculuğun zamanını bu kadar net hatırlamamın sebebi Suat Derviş biyografisine Liz Behmoaras’ın “Adapazarı yolunda yapılan güzel bir sohbetin anısına... Sevgiyle” ithafıyla imzaladığı kitaptaki tarih.

Sizi 9 Ekim 2008’e götürmeliyim. Nasıl bir buğday tanesinden bir ambarı Suat Derviş’in hayat hikâyesi üzerinden tasvir etmek mümkün ise o 9 Mart gününden de karşılaşmaların kimyasını, önemini anlatmak mümkün olacak diye düşünüyorum. Kim nerede nasıl karşılaşır ve karşılaşmalarımız bizi ne kadar berraklaştırır sorusu için muhteşem anılarla dolu bir gündür benim için o gün.

Biz Liz Hanım’la yol boyunca gayet samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Yahudilik ve Yahudi kadınları hakkında merakla sorduğum soruları itina ile cevapladı.

Salona alınmadan önce programı düzenleyenler, bizim için bir “dinlenme ve ikram” masası hazırlamıştı. O masada Adapazarı’nda gönül adresim olan hanımefendiler vardı. O hanımefendiler arasında bir şahsiyet vardı ki onu size biraz uzun anlatmam gerekecek. Kendisi hakkında müstakil bir köşe yazısı da........

© Yeni Şafak