Türkiye ve Erdoğan için…
Amerika ve İsrail, İran’ı bombalamakla yetinmeyip ülkenin dini lideri ve üst düzey komutanlarını hedef alarak rejimi doğrudan “
başsız bırakma
” planını devreye soktu. Sırada, halkı “
değişime zorlayacak
” hamleler olacak. Uzmanlara göre, ABD’nin saldırılarını sürdürerek İran’daki stratejik hedefleri vurmaya devam etmesi bekleniyor. Bu da “
sindirme politikası
”nın devreye alındığı anlamına geliyor.
Yine uzmanlar, bu yeni savaş biçimini yorumlarken biraz da “küçük dillerini yutarak” konuşuyorlar.
Hiroşima ve Nagazaki’ye
atom bombaları atıldığından beri “
savaşın hukuku
” diye bir kaide kalmadığını Batı’nın her yeni saldırısında ve işgalinde gördük aslında. Teknolojiyi de arkalarına alan emperyalistler, savaşı cephede başlatmıyor. İlk saldırı, “
lidere
” oluyor. İsrail, 7 Ekim’den sonra Hizbullah ve İran’ın liderlerini eliyle koymuş gibi katletti. Tahran’da bulunan Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye de benzer suikastla şehit edildi. Amerika, iki ay önce Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu evinden kaçırıp
esir muamelesi yaparak öldürmekten beter etti.
***
LİDERLERİN TASFİYESİ VE DEVLETLERİN ÇÖKÜŞÜ
Çünkü liderler ortadan kaldırıldığında devletlerin karar mekanizması da çökertilmiş oluyor. Beraberinde direnmesi gereken (beklenen) toplumda çözülme başlar. Nihayetinde dış müdahale ile eş zamanlı; “
içeriden dağılma süreci
” tetiklenmiş olur.
Hatırlamak gerekirse…
Irak’ın işgali
ve Saddam Hüseyin’in devrilme süreci böyle ilerledi. Önce uluslararası kamuoyunda,
CNN ve BBC öncülüğünde “diktatör” imajı meşrulaştırıldı
, ardından askeri çıkarma geldi. Sonuç ne oldu? Saddam bir Kurban Bayramı sabahı (2006) canlı yayında idam edildi. Devlet çöktü, mezhep fay hatları harekete geçirildi ve ülke fiilen üçe bölündü. Irak, üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ toparlanabilmiş değil.
Libya’da
Muammer Kaddafi’ye yönelik operasyonda da benzer bir seyir izlendi. Arap Baharı’nın tetiklemesi ile ülkenin lideri, 2011’de
isyancılar tarafından linç edilerek öldürüldü
. Libya kelimenin tam anlamıyla
kaosa terk edildi
. Güçlü bir devlet yapısı inşa edilemediği gibi, Türkiye’nin işleri yoluna sokma hamleleri de
sabote edildi
. Libya yıllardır birbirleriyle çatışan milis güçlerin ve dış aktörlerin müdahalesine açık ülke olarak
var olma çabası gösteriyor.
Suriye’de
ise farklı bir yöntem denendi. Devrim yıllarca engellendi. Çıkarlara hizmet eden
Esed yıllarca Şam’da korundu
, kollandı. Bu arada........
