menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibine yüktür”

30 0
previous day

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “6. Beceriler Zirvesi”ndeki açılış konuşmasında çok önemli konuların altını çizdi. Öncelikle dijital tufandan söz etti… Sözleri âdeta bizim

Z Raporu dergisinin Mart 2026 sayısındaki yazımızın başlığı olan “Dijital egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” ifadesinin altını sağlam bir şekilde doldurur nitelikteydi.

Erdoğan; teknoloji ve yapay zekânın getirdiği keskin dönüşümü, “Ne reddedilebilecek bir düşman ne de kayıtsız kalınabilecek bir rüzgâr” olarak tanımladı. Kilit mesajı ise netti: “Değişime set çekemezsiniz ama onu doğru okuyup yönetebilirsiniz.”

Cumhurbaşkanı’nın kullandığı karanlık fabrika kavramı ise Sanayi Devrimi’nden bu yana karşılaşılan en büyük kırılma noktasına, robotların 2050’ye kadar 25 trilyon dolarlık devasa bir pazara dönüşeceğine, ekonomi politikalarının tam kalbine yerleşmek üzere olduğuna işaret ediyor.

İnsan unsurunun üretimden çekildiği, robotların emirleri yapay zekâdan aldığı bir dünya düzeninde en büyük riskin insanın konumlanacağı pozisyonla ilgili olduğunu söyleyen Erdoğan, ülkelerin başarısını belirleyecek yegâne unsurun “Beşerî sermayenin niteliği ” olduğunun da altını çizmiş. Yani makinelere teslim bir anlayışın değil, insanı önceleyen bir vizyonun Türkiye’nin politikalarını belirleyeceğinin sinyalini vermiş…

Erdoğan’ın konuşmasında dikkatle takip edilmesi gereken bölümlerden biri de güncelliğini kaybetmiş bilgi üzerineydi… Eğitim sisteminden iş gücü piyasasına kadar her alanda bilgi istifçiliği döneminin kapandığına şahitlik ediyoruz. Bilgiye sahip olmak artık bir imtiyaz olmaktan da çıkmış durumda… Önemli olan o bilgiyi işlemek, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamaktır. Çünkü; Cumhurbaşkanı’nın deyişiyle “Pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür.”

Dijitalleşme ve yeni teknolojilerin toplum nezdinde yarattığı en büyük sorun, elbette ki “İşimizi elimizden alacak” endişesi… Cumhurbaşkanı, bununla mücadele etmek için yeni iş alanlarının oluşturulduğunu, 2000’li yılların başında her iki çalışandan birinin (yüzde 52) kayıt dışı olmasına karşın bu oranın, 2025 itibarıyla yüzde 24’e gerilediğini açıklamış.

Dünya “Endüstri 4.0” ile savrulurken, Türkiye’nin bu değişim dalgasını insan odaklı bir reform süreciyle karşılamasını stratejik bir aklın eseri olarak okumak mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çizdiği çerçeve, Türkiye’nin bu dijital dönüşümde sadece bir pazar veya izleyici olmayacağını, aksine süreci yöneten ve yönlendiren bir iradeyi temsil edeceğini bir kez daha tescilliyor. Bu bağlamda araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla tüm paydaşların bu değişime, daha yaşanmadan önce hazırlanması millî bir sorumluk olarak görülebilir…

Ödül enflasyonu

Önümüzde; turizmden finansal piyasalara, hızlı tüketimden inşaat malzemelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede başarı tescilleri duruyor. Sadece bir hafta içinde dağıtılan onlarca ödül… Son birkaç günde ulaşan basın bültenlerinden bazı örnekler verelim…

Grand Pasha Girne Hotel & Casino & Spa, uluslararası seyahat platformu Wingie tarafından “2025 Wingie Enuygun Selection – Prime Choice” ödülüne layık görülmüş. Güzel… Peki, devam iletişimi nerede?

Türkiye’nin çıtır tavuk markası Doyuyo ise Yıldız Teknik Üniversitesi Kalite ve Verimlilik Kulübü tarafından düzenlenen Yıldız İş Dünyası Ödülleri’nde, “Yılın En İyi Gıda Firması” seçilmiş. Gençlerin ve geleceğin iş dünyası liderlerinin değerlendirmeleri sonucu verildiği ifade edilen bu ödülün iletişimi marka tarafından Osmanlı’nın ifadesiyle usulü veçhile amel edilebilirse itibara katma değer sağlayabilir.

İç giyim markası Penti de Türkiye’de pazarlama teknolojileri odaklı ilk ödül programlarından Martech Awards’tan iki ödül kazanmış. İnovasyon odaklı yaklaşımı nedeniyle kazanılan ödüller hayırlı olsun; Penti inşallah etkili olmasını da sağlar …

Creavit, “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni”nde “İhracatını Oransal Olarak En Fazla Artıran Firma” olmuş, “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde ise ikincilik ödülü almış. Creavit’i, finansal performansını ortaya koyan ödüllerden ötürü kutluyoruz. Firma, ihracat artışını nasıl sağladığının iletişimini de kesintisiz sürdürürse daha pek çok başarıya imza atabilir…

Bir de sermaye piyasası faaliyetlerine göre, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin 11 yıldır aralıksız düzenlediği “TSPB Altın Boğa Ödülleri” var… 5 kategoride ve 21 dalda dağıtılmış… Burada ödül alanların hepsini sıralamak zor… Böyle kalabalık bir grubun içinde yer almanın itibara ve pazarlamaya katkısını kestirmek mümkün değil…

Bu arada “Bastır parayı al ödülü” olarak algılanan Stevie Ödülleri gibi, 5’er 10’ar tane dağıtılan ödüller vardır ki; onlardan hepten uzak durmakta yarar var… Tersine çalışır, itibar kaybına neden olur…

Ödüllerin, sertifikaların veya takdir belgelerinin çokluğu nedeniyle, değerlerini ve anlamlarını yitirdiği bir ödül enflasyonu ile karşı karşıyayız… Enflasyonla topyekûn mücadelemizi bu alana da taşısak fena olmayacak sanki…


© Yeni Şafak