Çocuk bayramı mı? O da ne?
Torunlarımı özlüyorum.
Yapılacak işlerim var.
Bursa'nın yolunu tuttuk…
Ummadığım manzara önüme düştü. Akşam gün inerken Bursa'nın beyaz tacı Uludağ'ın karla kaplı zirvesinin kızıla dönüşünü izledim. Bir zamanlar ayaklarımızın altında inleyen karın seslerini, zirvesinde öten rüzgârın soğuğunu, buna rağmen nasıl terlediğimizi yeniden hatırladım.
Bursa, benim otuz yıldan fazla zamanımı tükettiğim, birincil yaşamımda her yanı iyi-kötü anılarla dolu gençlik kentim. Giderek büyük şehre dönüşmesi ile İstanbul'dan, Ankara'dan farkı kalmayan kimsenin kimseyi tanımadığı, karmaşanın yaşandığı bir kent olmuş. Yeşil Bursa lakabını kaybedip beton bursa olmuş.
Trafiği iki yıl önce bıraktığımdan daha kötü…
Resmi bir iş için gittiğimiz Ankara yolundan merkeze ancak iki saatte dönüyoruz. Burada yaşayanlara Allah sabır versin demekten başka yapacak bir şey yok. Hele Mudanya yolundaki kavşakları görünce kim bu felaketi buraya koymuş diye söylenmeden edemedim. Gezmeye gelenlerin trafikteki zaman kayıplarını hesaplayınca günübirlik Uludağ'a çıkmak isteyenlerin çilesini düşündüm. Bunun için tek çareleri yine teleferik…
Güzel yanı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeni ile her yer Türk bayrakları ile süslenmiş. Bir de Bursaspor'un şampiyon olması nedeni ile şehrin her yeri yeşil........
