Nükleer güç kimin hakkı?
Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirirken çoğu zaman şu soruyla karşılaşıyoruz: Nükleer güç kimde olacak, kimde olmayacak? Bu sorunun cevabı çoğu zaman teknik ya da hukuki bir mesele gibi sunulsa da gerçekte meselenin özü çok daha siyasidir. Çünkü dünyada bazı devletlerin nükleer silaha sahip olması "doğal" kabul edilirken, bazı devletlerin bu güce ulaşması uluslararası kriz olarak görülmektedir. Bu çelişkinin kendisi bile aslında küresel sistemin nasıl işlediğini göstermeye yetmektedir. Resmî olarak bakıldığında dünyada nükleer silahların yayılmasını sınırlamak amacıyla oluşturulmuş uluslararası anlaşmalar vardır. Ancak fiilî durum incelendiğinde bu kuralların herkes için aynı şekilde uygulanmadığı görülür.
Dünyada bu kuralları çoğu zaman uluslararası hukuk değil, güç dengeleri belirlemektedir. Kendisini dünyanın düzen kurucusu ve jandarması olarak gören bazı devletler, küresel güvenlik mimarisini kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışmaktadır. Böyle bir tabloda eşitlikten söz etmek zorlaşmaktadır. Çünkü güç sahibi olan aktörler kendi güvenliklerini mutlak bir hak olarak görürken, diğer devletlerin güvenlik arayışını tehdit olarak değerlendirebilmektedir.
Bugün Ortadoğu'da yaşanan gerilim de bu çelişkili yapının bir sonucudur. Bölgedeki birçok kriz ilk bakışta güvenlik ya da ideoloji ekseninde açıklansa da gerçekte meselenin merkezinde çoğu zaman enerji kaynakları ve stratejik geçiş yolları........
