Bombaları değil, insan hayatını konuşalım
ABD'nin İran'a yönelik muhtemel saldırılarda "bombaların anası" diye adlandırılan bombayı kullanmayı değerlendirdiğine ilişkin haberler gündemde. Henüz kesinleşmiş bir kullanım kararından söz edilmiyor. Fakat böyle bir seçeneğin konuşulması bile insanlığın getirildiği noktayı göstermeye yetiyor. Hatırlayalım: ABD'nin bu bombayı Afganistan'da kullandığı 2017 yılında, İran da birkaç ay sonra "bombaların babası" adını verdiği bir bombaya sahip olduğunu açıklamıştı. Bir tarafta "ana", diğer tarafta "baba"... İnsan hayatını yok edebilecek silahlara, hayatın devamını sağlayan insanların isimleri veriliyor.
Ne yani, şimdi anayı babayı kavga mı ettirecekler? Yuvaları yıkacak, çocukları yetim ve öksüz mü bırakacaklar? İnsanlığı getirdikleri nokta bu mudur?
Şimdi herkes aynı soruları soruyor: Kaç ton ağırlığında? Ne kadar alanı etkiliyor? Karşı tarafın elinde daha güçlüsü var mı? Ben başka bir sorunun cevabını arıyorum: O bombanın altında kalacak insanın suçu ne? Bir çocuğun, bir annenin, evinde hayatını sürdürmeye çalışan bir ailenin bütün bu güç hesaplarındaki yeri neresi?
Meseleyi silahların yarışına indirgediğimiz anda insanı gözden kaçırıyoruz. Sanki bir karşılaşma seyrediyoruz. Kim önde, kim geride, kim daha sert vuracak? Hayır kardeşim, bu bir maç değil. İnsanlar ölüyor. Evler yıkılıyor. Çocukların geleceği kararıyor. Bir silahın teknik kapasitesini öğrenmek başka şeydir; onun yol açacağı acıyı unutup yıkıcılığına hayran olmak başka şeydir. Bizim itirazımız, insan hayatının bu kadar kolay değersizleştirilmesinedir.
İnsan haklarından söz edenlere de aynı soruyu yöneltmek zorundayız. Demokrasi dediğiniz şey, sizinle aynı çizgide durmayan toplumların üzerine baskı kurmanın gerekçesi olabilir mi? Bir ülkenin bağımsız karar verme iradesini cezalandırırken özgürlükten nasıl bahsedebilirsiniz? Gücünüzün büyüklüğü size haklılık kazandırmaz. Söylediğiniz ilkelerle yaptığınız işler arasındaki mesafe açıldıkça, insanlığın ortak değerlere olan güvenini de zedelersiniz.
Bir hekim olarak insan bedenine verilen zararı rakamlardan ibaret göremem. Savaşın bilançosu yalnızca hayatını kaybedenlerin sayısı değildir. Sakat kalanlar, yakınlarını........
