menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek

14 0
previous day

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı doğum istatistikleri, ülkemizin geleceği adına son derece kaygı verici bir gerçeği net bir şekilde ortaya koyuyor: Türkiye'de doğurganlık hızı, tarihinin en düşük seviyesine gerilemiş durumda. 

Bir nüfusun kendini yenileyebilmesi ve yaşlanmadan dengede kalabilmesi için asgari sınır kabul edilen 2,10 ikame seviyesi, Türkiye'de artık uzak bir hedef haline geldi. 

2001 yılında 2,38 olan toplam doğurganlık hızı, 2014 yılından itibaren kesintisiz bir düşüş trendine girerek 2025 yılında 1,42'ye kadar geriledi. 

Bu veriler, Türkiye'nin sadece nüfus kaybetmediğini, aynı zamanda hızla yaşlanan bir topluma dönüştüğünü gösteriyor. 

Yıllarca Avrupa'yı tehdit eden "yaşlı nüfus" krizi, artık Türkiye'nin de kapısını değil, doğrudan odasını çalıyor.

Bölgesel uçurumlar ve eğitimdeki ters orantı

TÜİK'in 2025 verileri detaylı incelendiğinde, Türkiye genelindeki dönüşümün ne kadar dramatik olduğu daha net anlaşılıyor. 

Nüfusun yenilenme sınırının altında kalan il sayısı her geçen yıl katlanarak artıyor. 2017 yılında doğurganlık hızı 2,1'in altında olan il sayısı 57 iken, 2025'te bu sayı 76'ya yükseldi. 

Daha da vahimi, doğurganlık hızının kritik sınır olan 1,5'in bile altında kaldığı "çöküş bölgeleri" 2017'de sadece 4 il iken, 2025'te 59 ile ülkenin ezici çoğunluğunu ele geçirdi. 

Geçmişte çok çocuklu aile yapısıyla bilinen illerimizde bile büyük bir kırılma yaşanıyor; 2017'de doğurganlık hızının 3 ve üzerinde olduğu 10 il bulunurken, 2025 yılında bu sınırı aşabilen tek il 3,15 çocuk oranıyla Şanlıurfa oldu. 

Madalyonun diğer yüzünde ise doğurganlığın adeta durma noktasına geldiği iller var. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il 1,09 çocuk ile Bartın olurken; İzmir (1,10), Eskişehir (1,11), Ankara (1,11) ve Zonguldak (1,11) bu tarihi dip seviyeyi paylaşıyor. 

Türkiye, bu ortalamayla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasında ancak 11. sırada yer bulabiliyor.

Bu düşüşün arkasındaki sosyolojik dinamiklerden biri de eğitim seviyesi ile çocuk sahibi olma kararı arasındaki ters orantıdır. 

Annenin eğitim durumuna göre veriler incelendiğinde; ilkokul mezunu annelerde doğurganlık hızı 2,51 çocuk ile yenilenme sınırının üzerindeyken, yükseköğretim mezunu kadınlarda bu oran 1,24'e kadar düşüyor. 

........

© Yeni Mesaj