menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kerbela’nın aynasında Hüseyni Duruş

25 0
28.06.2026

İslam tarihi, sadece askeri zaferlerin ya da siyasi genişlemelerin tarihi değildir; aynı zamanda hak ile batılın, adalet ile zulmün keskin çizgilerle ayrıldığı büyük ahlaki sınavların da tarihidir. 

Bu sınavların en büyüğü, en acısı ve şüphesiz en öğreticisi hiç kuşkusuz Kerbela'da yaşanmıştır. 

Günümüzde sıkça dile getirilen, Prof. Dr. Haydar Baş'ın fikirlerinde geniş yer bulan ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş tarafından da sıklıkla vurgulanan "Hüseyni duruş", İmam Hüseyin efendimizin Kerbela'da canı pahasına ortaya koyduğu, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) ümmetine bıraktığı ilahi bir mirasın, her çağda yeniden ayağa kalkış formülüdür.

Peki, nedir bu Hüseyni duruş ve neden bugün hem Şii hem de Sünni tüm İslam alemi için ortak bir pusula olmak zorundadır? 

Bu sorunun cevabı, İslam'ın özü olan Ehl-i Beyt sevgisinde ve onların insanlığa kazandırdığı tavizsiz ahlaktadır.

Kur'an ve Sünnet ışığında Ehl-i Beyt: Sevginin farziyeti

Ehl-i Beyt'i anlatmak ve onların mücadelesini diri tutmak, sanılanın aksine tarihsel bir hüzne hapsolmak ya da mezhebi bir aidiyet sergilemek demek değildir. 

Biz Ehl-i Beyt'i anlatıyoruz; çünkü onları bizzat Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (s.a.v.) anlatmıştır. 

Yüce Allah, Şura Suresi 23. ayetinde, "De ki: Ben bu tebliğime karşılık sizden Ehl-i Beyt'imi sevmenizden başka bir ücret istemiyorum" buyurarak, peygamberlik misyonunun yegane karşılığını bu sevgiye bağlamıştır. 

Ahzab Suresi 33. ayette ise Ehl-i Beyt'in tertemiz kılındığı açıkça ilan edilmiştir: "Ey Ehl-i Beyt! Yüce Allah sizden, her türlü günahı, haramı, fenalığı, çirkinliği, basitliği uzaklaştırmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor."

Maide Suresi 67. ayette yer alan, "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun" ilahi uyarısı, İslam'ın geleceğinin kime emanet edileceğinin ilanıdır. 

Gadir-i Hum'da Hz. Ali'nin velayetinin ilanıyla somutlaşan bu süreç, Hz. Peygamber'in vefatından sonra dinin tahrif edilmeden yaşanmasının ancak Ehl-i Beyt yoluyla mümkün olacağını gösterir.

Nitekim İslam dünyasının en güvenilir 16 Sünni kaynağında (Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Müsned-i Ahmed bin Hanbel vb.) geçen Sekaleyn Hadisi bu........

© Yeni Mesaj