menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devlet aklı mı, siyaset skandalı mı?

27 0
04.06.2026

Türkiye siyaseti, tarihinin en karmaşık ve çok katmanlı dönemlerinden birinden geçiyor. Gündemin odağında ise ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yönelik iddialar, yargı eliyle gerçekleştirilen müdahaleler ve tüm bu sürecin arkasındaki gizemli irade tartışmaları yer alıyor. 

Siyaset kulislerinde Kemal Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Bülent Kuşoğlu gibi kritik isimlerin yaptığı muğlak ama bir o kadar da endişe verici açıklamalar, kamuoyunun zihninde devasa soru işaretleri doğurmuş durumda. 

Yaşanan bu süreç; seçilmiş iradenin devre dışı bırakılması ve "devlet aklı" maskesi altında meşrulaştırılmaya çalışılan antidemokratik adımlar nedeniyle Türk demokrasisinin temellerini sarsıyor. 

Peki, ortadaki bu tablo gerçek bir devlet aklının ürünü mü, yoksa milli olmayan, "kirli" bir mühendislik projesi mi?

Mutlak butlan ve antidemokratik müdahale

Ortada apaçık duran bir gerçek var: Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetiminden başarıyla geçmiş bir kurultayın, bu konuda yetkisi olmayan yerel mahkemeler eliyle yok kabul edilmesi; seçilmiş, delegenin onayını almış bir genel başkanın ve ekibinin devre dışı bırakılması…

Bu durum, sadece siyasi bir etik sorunu değil, aynı zamanda "anayasal hukuka" aykırı bir durumdur. Anayasaya göre seçimlerin ve kurultayların mutlak denetim yetkisi münhasıran Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) aittir. 

Bir yerel mahkemenin veya Bölge Adliye Mahkemesi'nin, hatta en üst yargı organı olan Yargıtay'ın bile YSK'nın uhdesindeki bir konuda mutlak butlan kararı vermesi hukuken imkansızdır.

Buna rağmen, hukukun arkasından dolanılarak atılan........

© Yeni Mesaj