ABD'nin savaş suçları, İran'ın masadaki şartları ve Hürmüz kilidi
ABD ve İran arasında bir süredir devam eden sıcak çatışmalar, müzakere arayışları, karşılıklı şartlar ve bölgeyi sarsan ağır sivil kayıpların gölgesinde yeni bir safhaya taşındı.
Tahran yönetimi Washington'ın hamlelerine sert bir diplomatik ve askeri dirençle yanıt verirken, uluslararası kamuoyunun gözü bölgeden gelen kriz haberlerine ve Birleşmiş Milletler'in (BM) yayımladığı çarpıcı tespitlere çevrilmiş durumda.
Boğaz'da saldırı senaryoları ve BM raporunda ABD'ye yönelik suçlamalar
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın belirlediği güzergahın dışında seyrederken saldırıya uğrayan üç gemiyle ilgili gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.
Bekayi, söz konusu gemilerin vurulmasının ardından ortada henüz kanıt niteliğinde bir belge bulunmadığını ve durumun ciddi şüpheler barındırdığını vurguladı.
Bu olayın haziran ayında varılan mutabakat zaptının ihlal edilmesi için önceden kurgulanmış bir "bahane" olarak kullanıldığını belirten Bekayi, gemilerin güvensiz rotayı tercih etmesinin şüpheli olduğunu dile getirerek "Bu girişim CENTCOM'un koordinasyonu olmadan mı gerçekleştirildi?" sorusunu yöneltti.
İran tarafı olay sonrası diyalog kanallarının açık olduğunu belirtmesine rağmen, Washington yönetiminin son derece hızlı bir şekilde tavır alarak mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini terk ettiği ve bölgede deniz ablukası başlattığı ifade edildi.
Masadaki bu diplomatik tıkanıklık sürerken, sahada yaşanan insani dram BM bünyesindeki bağımsız insan hakları uzmanlarının raporuyla belgelendi.
Raporda, ABD'nin İran'da düzenlediği ve en az 177 sivilin hayatını kaybettiği iki ayrı saldırıda savaş suçu işlendiğine inanmak için "makul gerekçeler" bulunduğu bildirildi.
28 Şubat'ta Minab........
