menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kim kime, dum duma

29 0
01.04.2026

Bu anlatacağımız derin bir aşk hikâyesidir. Celladına âşık, şeytanına seve seve kul köle olmak için yarışan marabaların ve bu marabalara kanarak ısrarla hizmet eden mankurtların hikâyesi. Allah (c.c.) dünya için O'nu başkasına tercih edenleri öyle bir kör eder ki, o gözler asla hakikati göremez.

Atalarımız güzel demiş sen karakaçan olursan beline semeri vuran çok olur. Bugün anlatacağım hikâye hazin bir aşk hikâyesi. Koyunun, çobanın kavalına olan aşkı.

Bir varmış iki yokmuş… Dünyanın bir bölgesinde garip bir ülke varmış. Bu ülkenin halkı okumak araştırmak yerine sağda solda konuşulan söylentilere inanmak istedikleri, duymak istedikleri sözleri anlatan insanlara hep kanıp yaşar giderlermiş.

Hak-hukuk, doğru-yanlış onlara göre hiç önemli olmazmış, onlar için çobanlarının kavalının sesi her şeyden önce gelirmiş.

Bu çobanların da kralları varmış. Bu kralların da, kralları varmış. Bunlar öyle eğitilmişler ki, koyunlar neyi sever ve nasıl sana tabi olur, nasıl elde tutulurlar bunları çok iyi çalışmışlar öğrenmişler.

Çoban milli manevi duyguları çok iyi kullanır. Ahali ise çobana çok bağlı. Çoban belini bükemediği insanların özel hayatlarını çok iyi takip edermiş. Kimin nerde, hangi kutularda ne gizlediği, neler var ve ne kadar yanlışı varsa hepsini kayıt altına alırmışlar. Hani derler ya 'sakla samanı gelir zamanı' adam işini çok iyi biliyor. Bu işleri baş çobanları olan Sem amcaları onlara öğretmiş........

© Yeni Mesaj