Lübnan'da bitmeyen denklem
Lübnan'da bugün yaşanan kriz artık sıradan bir hükümet tartışması değil. Ülke uzun süredir devlet otoritesi, direniş hareketleri ve dış müdahalelerin iç içe geçtiği kırılgan bir dengeyle ayakta kalmaya çalışıyor. 2026 yılına girilirken bu denge daha da sertleşiyor. Çünkü artık tartışılan mesele yalnızca güvenlik değil; Lübnan'ın nasıl bir devlet olarak varlığını sürdüreceği.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Hizbullah'a yönelik açıklamaları ve Hizbullah lideri Naim Qassem'ın "silahsızlanma yok oluş demektir" sözleri, ülkedeki temel kırılmayı açık biçimde ortaya koyuyor. Tartışmanın merkezinde artık tek soru var: Güvenliği devlet mi sağlayacak, yoksa direniş yapıları mı sahadaki ağırlığını koruyacak?
Lübnan hükümeti geçtiğimiz yıl silahların devlet kontrolünde toplanmasına yönelik beş aşamalı bir plan hazırlaması için orduyu görevlendirdi. İlk aşamada Litani Nehri'nin güneyindeki silahların kontrol altına alınması hedeflenirken, ilerleyen süreçte planın ülkenin kuzeyine doğru genişletilmesi öngörülüyor. Ancak Hizbullah'ın bu plana açık şekilde karşı çıkması, meselenin yalnızca iç güvenlik konusu olmadığını gösteriyor.
Çünkü Hizbullah kendisini sadece siyasi veya askeri bir yapı olarak değil, İsrail'e karşı kurulmuş bir direniş hareketi........
