Atina'nın Washington-Paris hattı
Yunanistan son süreçte dış politikada dikkat çekici bir dönüşüm geçiriyor. Bir dönem Avrupa Birliği içinde ekonomik krizlerle anılan kırılgan bir ülke olarak görülen Atina, bugün kendisini Doğu Akdeniz'in güvenlik mimarisinde merkezi bir aktör olarak yeniden konumlandırmaya çalışıyor. 2026 itibarıyla ortaya çıkan tablo, yalnızca Yunanistan'ın ABD ile yakınlaşmasını değil; aynı zamanda Fransa ile kurulan kalıcı savunma ortaklığı üzerinden şekillenen çok katmanlı bir jeopolitik hattı işaret ediyor.
Avrupa'nın önemli bir bölümünde ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkiler daha temkinli ve mesafeli bir çizgide ilerlerken, Yunanistan'ın tam tersi bir yönelim sergilemesi dikkat çekiyor. Atina, Washington ile ilişkilerini yalnızca korumakla kalmıyor; bunu stratejik bir kaldıraç haline dönüştürmeye çalışıyor. ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle'un aktif diplomatik görünürlüğü ve Amerikan muhafazakar çevrelerinin Yunanistan'a artan ilgisi bu sürecin sembolik yüzünü oluşturuyor.
Ancak bu yakınlaşmayı sadece siyasi tercih olarak okumak eksik olur. Yunanistan'ın temel motivasyonu güvenliktir. Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti, deniz yetki alanları, Ege'deki askeri denge ve Türkiye ile yaşanan tarihsel gerilimler, Atina'nın güçlü uluslararası garantiler arayışını belirleyen ana faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle Yunanistan, ABD ve Fransa ile kurduğu ilişkileri bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak görüyor.
Özellikle Türkiye boyutu, bu yeni hattın arka planında belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Ankara'nın bölgesel etkisinin artması, deniz gücü kapasitesi ve Doğu Akdeniz'deki aktif politikası, Atina'nın güvenlik algısını doğrudan şekillendiriyor. ABD ile kurulan yakın ilişkiler, bu çerçevede Türkiye'nin Washington üzerindeki etkisini dengeleme amacı da taşıyor. Yunanistan açısından mesele yalnızca savunma değil, aynı zamanda diplomatik denge kurma meselesidir.
Washington-Ankara ilişkilerinin........
