menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-İran gerilimi sürerken Uzak Doğu Asya'da tansiyon yükseliyor

16 0
09.05.2026

Dünya siyasetinde bazı gerilimler aniden ortaya çıkmaz. Yavaş yavaş birikir, görünmez çizgiler kalınlaşır ve bir noktadan sonra geri dönüşü zor bir tabloya dönüşür. Bugün Japonya ile Çin arasında yaşanan gerginlik de tam olarak böyle bir sürecin ürünüdür.

 

Son aylarda Japonya'nın Tayvan Boğazı'ndan savaş gemisi geçirmesi ve Tokyo'nun Tayvan konusunda daha net mesajlar vermesi, Pekin'de sert tepkilere yol açtı. Çin bu adımları yalnızca diplomatik bir rahatsızlık olarak değil, kendi güvenlik alanına yönelik stratejik bir meydan okuma olarak görüyor. Buna karşılık sert açıklamalar, askeri tatbikatlar ve karşılıklı güç gösterileri giderek artıyor.

 

Ancak bu tabloyu yalnızca bugünün politik gerilimi olarak okumak eksik kalır. Çünkü Japonya ile Çin arasındaki ilişki, tarihsel olarak derin yaralar taşıyan bir hafızaya dayanır.

 

20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşlar, özellikle Çin topraklarında Japon işgali ve sivil kayıplar, Çin toplumunun kolektif hafızasında hala güçlü bir yer tutuyor. Nanjing gibi olaylar sadece tarih kitaplarında kalan bilgiler değil, aynı zamanda bugünkü siyasal refleksleri de etkileyen travmalardır. Japonya tarafında ise II. Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik düzeni, uzun yıllar boyunca "sınırlı askeri rol" anlayışı üzerine inşa edilmiştir.

 

İşte bu tarihsel arka plan, bugünkü gerilimi daha hassas ve kırılgan hale getiriyor.........

© Yeni Mesaj