menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2025 yılı

21 1
31.12.2025

2025 senesi, Türkiye'nin zor bir yıl geçirdiği, refah ve bolluk vaadiyle kurulan bir anlatının çöktüğü yıl olarak hafızalara kazındı.

Ülkeyi istikrar içinde yöneteceğini iddia edenlerin çizdiği tablo ile halkın yaşadığı gerçeklik arasındaki mesafe artık gizlenemez hale geldi.

Bu mesafe rakamlarla değil, sofralarda, pazarlarda, faturaların kenarında ve insanların yüzündeki yorgunlukta ölçüldü.

Ekonomi bu kopuşun en görünür alanıydı.

Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı.

Çalışmak, insanı yoksulluktan kurtarmadı.

Enflasyon yalnızca fiyatları artırmadı, emeğin anlamını aşındırdı.

Halk ne kadar kazanıyorumdan çok, neyi alamıyorum sorusuyla yaşamaya başladı.

Et ve temel protein kaynakları düzenli tüketim olmaktan çıktı.

Bolluk vaadiyle yönetilen bir ülkede, sofralar her geçen gün biraz daha yoksullaştı.

Sebze ve meyve fiyatları el yaktı.

Pazara çıkan insanlar fileyi değil, etiketleri tarttı. Mevsiminde yetişen ürünlerin bile erişilemez hale gelmesi, sorunun geçici değil yapısal olduğunu gösterdi.

Üretici kazanamadı, tüketici alamadı.

Sağlıklı beslenme tercih yerine, bütçe meselesine dönüştü.

Emekliler 2025'te de hak ettikleri insanca yaşam seviyesinden uzak kaldı. Yıllarca çalışmış insanlar için emeklilik bir dinlenme dönemi olmaktan çok, geçinme mücadelesi olmaya devam etti.

Maaşlar temel ihtiyaçlara yetmedi, hayat daraltıldı, beklentiler törpülendi. Emeklilik bir lütuf gibi sunulurken, gerçekte gecikmiş bir hak........

© Yeni Mesaj