Zifiri karanlıkta koltuk hesabı
Devlet Bahçeli'nin 'terör örgütü ile görüşen şöyledir, böyledir', Sayın Erdoğan'ın, 'görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin' dediği yıllarda Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam, iktidar ve muhalefeti İngilizlerin Şark meselesi, BOP, Arap Baharı, Arz-ı Mevut başlıklarında uyarıyor, çözüm yollarını göstererek şöyle diyordu:
'Henüz daha bir çakmak taşı çakılmamışken, 'Türkiye karanlık bir döneme girdi' dedim. Gaziantep'te söyledim, İstanbul'da söyledim. Türkiye şimdi ise zifirî karanlık bir döneme girdi. O kadar güçlü ışıklar tutmalıyız ki, bu karanlık gündüze tebdil olsun…'
Ama ABD ve AB ekseninde dönen ülkemiz iktidarı ve muhalefeti, Baş Hocamızın bu uyarılarını kale bile almadı.
Hodri meydan
Ve Baş Hocamız o tarihi çıkışı yaptı: 'Türkiye'nin geleceği hakkında müsaadenizle gene söylüyorum: Türkiye'yi zifiri karanlığa gömdünüz. İçinden çıkmanız da asla mümkün değildir. Net konuşuyorum, içinden çıkmanız asla mümkün değildir. Hodri meydan! Hadi bakalım, Allah'a emanet olun'.
Bugün
Bugün herkes büyük bir iş yapmış gibi sözler sarf ediyor, pozlar veriyor. Aslında Erdoğan'dan Özgür Özel'e hepsi geri dönülmez bir yola girdiklerinin farkındalar!
O yolu bizzat, 'en az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı' sözleri ile dile getirirken İmralı'nın TBMM'deki uzantısı DEM Partili Gülistan Kılıç daha net cümleler kuruyordu.
Diyor ki: 'Açılan bu yeni sayfa, tıpkı Amasya Genelgesi, Sivas........
