Tarım Fuarı ve Ateşkes
Hamdolsun. Konya’mız bir önemli organizasyonu daha alnının akıyla atlattı. 7 Nisanda açılışı mütevazı bir şekilde de olsa gerçekleşen "Tarım Fuarı" 11 Nisan Cumartesi günü sona erdi. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Ülkemizin dört bir tarafından yüz binler, tarımla ilintili olan insanlar fuarımızı ziyaret ettiler. Özellikle tarımın başkenti Konya’mız 5 gün boyunca fuara aktı. Sektörde en ön plana çıkan ürünleri görmek adına geldiler. Yerel yönetimlerin teşviki ile de ziyaretçi sayısında bir sorun yaşanmadı.
Fuar sürecinde yakınmalar sadece katılımcı firmalarda yaşandı. Serzenişte şu idi yurt dışı katılımın azlığı idi. Örnek verecek olursak Afrika ülkelerinden katılımın ayni düzeyde olduğu ifade edildi. Ancak Özellikle coğrafi olarak Amerika - İsrail ile İran arasındaki savaşın etkilediği ülkeler fuarda yoklardı.
Yine katılımcı firmaların ifadeleri Hindistan’dan ve bazı ülkelerden katılımın olmaması. Kolayda değil. Bazı ülkelerin uçak seferlerini iptal ettiği ve havayolu güzergâhının değiştirildiği günlerden geçiyoruz. Kırk günü aşkın bir zamandır devam eden Hürmüz savaşında taraflar nihayet 15 günde olsa bir ateşkes için anlaştılar.
Gönül arzu ederdi ki keşke ateşkesin ilan saati ve günü Konya Tarım Fuarından önce olsaydı. Katılım daha bir fazla olurdu ticari olurdu.
Ne garip bir dünyada yaşıyoruz ki psikolojik desteğe ihtiyacı olan sözde liderler dünyaya yön vermeye çalışıyor. Amerika’nın atladığı konu şu olsa gerektir. Bazı ülkelerin devlet geleneği 3000 yıl öncesine dayanır. Yani Vanezuella gibi bir günde teslim olmuyor.
Sen gayri ahlaki, savaş kurallarını da hiçe sayarak İran’ın tüm idari kademesini katlediyorsun. Ama teslim alamıyorsun. Rabbimin de hikmeti ile Gazze ve Gazzeli Filistinlilere yaşattığın harabe şehir görüntülerini Tel Aviv’de ve diğer şehirlerinde yaşıyorsun. Tehdit üzerine tehditler. Asarım, keserimler! Gün vererek cehennem senaryoları çizdiniz. Hürmüz’le ilgili tüm planlarınız suya düştü. Hani siz İran'da kara harekâtı başlatacaktınız ne oldu. Kendinizi rüyalarınızda sarı poşetlerde mi gördünüz.
Olacağından yada olmayacağından değil ancak ABD'de Trump'ın görevden azl edilmesi dahi konuşulmaya başlandı. Üstelik hem Cumhuriyetçilerden, hem de demokratlardan sesini yükseltenler var. Her iki kesimde Trump'ın ülkeyi felakete sürükleme senaryosunu konuşuyor. ABD Hürmüz savaşında Avrupa Birliğinden gerekli desteği alamadı. Onlara çektiği resti NATO’ya da yaptı. Dünya liderleri konuşmaları ve beyanlarında diplomatik bir dil kullanırlar.
Sayın Trump: Eskilerde olsa nükleer güç sadece bende var deyip savaşta geriye düştüğün anda Hiroşima ve Nagazaki’de olduğu gibi iki atom bombası atar işi bitirirdin. Şimdi öylemi. O gücü elinde bulunduran bir hayli ülke var.
Küçüklerden bir örnek verelim. Kuzey Kore lideri ABD ve İsrail, İran’a karşı nükleer silah kullanırsa bizde menzili uyan nükleer başlıklı füzelerimizle Washington ve Tel Aviv’i vururuz diyor. Zaten devlet olarak kabul etmediği İsrail’in haritadan silineceğini söylüyor.
Dahası sizin karşınızda şu aşamada Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Hindistan var. Avrupa’daki ülkeler hariç. Venezuela, Kolombiya, Kanada, Grönland derken kendinizi dünyanın jandarması sananlar hamisi olan ülkenin dümen suyuna gidiyor. Ama bu sefer sağlam bir kayaya çarptı. Akıllı olmak lâzım. Haddi aşmamak lâzım. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim derler. Birde amiyane tabirle; “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kalkmaz derler”
