Mezara giren de çocuk, hayatı kararan da
Ölen 16 yaşında… Öldüren 17…Bu iki cümleyi yazmak bile insanın içini acıtıyor. Çünkü artık mezara girenler de çocuk, mezara gönderenler de çocuk… İşte asıl felaket tam burada başlıyor.Eskiden bu tür olayları başka ülkelerde duyar, televizyonlarda izlerdik. “Bizde olmaz” derdik. Ama artık oluyor. Hem de art arda oluyor. Okullarda, sokaklarda, mahalle aralarında… Şiddet, öfke ve nefret çocuk yaşlara kadar indi.Şimdi herkes birbirine aynı soruyu soruyor: “Bu gençliğe ne oldu?”Ama dürüst olalım; mesele sadece gençlik değil. Asıl soru şu olmalı: “Biz neyi kaybettik?”Çünkü çocuklar bir anda bu hale gelmedi.“Bir yerlerde biz büyükler hata yaptık.Aile olarak yaptık…Toplum olarak yaptık…Eğitim sistemi olarak yaptık…Öğretmen, idareci, bürokrat, siyasetçi,........
