BM Genel Sekreteri hariç, kimse çözüme hazır değil!
Bu başlıktaki ifadeyi çözüm vaat edenleri suçlamak için kullanmıyorum.
Sadece bir gerçekliği anlatmaya çalışıyorum.
Kıbrıs sorununda şimdiye kadar izlenen ve halen izleneceği anlaşılan yöntem nedeniyle kimse çözüme hazır olmadı ve olamayacak!
Taraflar, zaman kaybetmeksizin, önceden üzerinden mutabık kaldıkları çerçevede ve nitelikleri çoktan belirlenmiş federal devlet hedefine ulaşmak için adım atmadıkça kimse çözüme hazır olmayacak.
BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Maria A. Holguin’un de katılımıyla iki toplumun seçilmiş iki üst düzey temsilcisi arasında yapılan görüşmenin sonucu budur.
Holguin, iki taraf arasında doğrudan yapılacak ve süreklilik arzedecek bir diyaloğun tarafların birbirini anlaması, güven yaratıcı önlemlerin ilerletilmesi ve müzakere zemininin hazırlanması için gerekli görüyor.
Aslında sadece bugünkü Genel Sekreter değil, hemen hemen tüm genel sekreterler, ‘saha’nın durumunu değerlendirdikten sonra önemli bir saptama yapmaktaydı:
Taraflar arasında güven ortamının yaratılması şarttır!
Bunun olabilmesi için de tarafların birbirlerini dinlemeyi öğrenmesi ve somut adımlar atarak diğer tarafın kuşkularını gidermesi gerekmektedir.
Bunun adı, uzun yıllardır ‘güven yaratıcı önlemler’ olarak konmuştur.
Karşılıklı güven olmadan, Kıbrıs sorununu başka yollarla çözmeye çalışabilirsiniz. Ama ulaşacağınız sonuç ne olursa olsun, adil, demokratik, karşılıklı kabul edilebilir ve yaşayabilir bir çözümden bahsedemezsiniz.
Yani güven yaratmadan, iki taraf arasındaki ilişkileri normalleştirip hukuk ve adalet sınırları içine çekmeden devam ederseniz, kendinizi bir anda dayatma yapan ya da çözümsüzlükten nemalanmaya çalışan taraf konumunda bulursunuz.
Güven yaratmak yerine kahramanlık gösterisine ya da şiddet kullanma tehdidine başvurup diğer topluma zarar vermeye kalkışabilirsiniz ama........
