CİNSEL İSTİSMARLA MÜCADELEDE EBEVEYNLERİN ROLÜ
Cinsel istismar, çoğu zaman ‘uzakta’ sandığımız ama aslında toplumun tam ortasında, gündelik hayatın içinde varlığını sürdüren bir sorundur. Üstelik bu sorun, yalnızca ‘kötü niyetli yabancılar’ üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşık ve yakındır. Çoğu istismar vakasının çocuğun tanıdığı, güvendiği kişiler tarafından gerçekleştiği gerçeği yüzleşmesi zor ama değiştirilmesi gereken bir tabloyu önümüze koyar. Tam da bu noktada ebeveynlerin rolü, yalnızca koruyucu değil dönüştürücü, öğretici ve güçlendirici bir sorumluluğa dönüşür.
Cinsel istismarla mücadelede ebeveynlik, sadece ‘çocuğu korumak’ değildir. Aynı zamanda çocuğa kendi bedeninin sahibi olduğunu öğretmek, sınırlarını tanımlamasına destek olmak ve ‘hayır’ deme hakkını koşulsuz şekilde kabul etmektir. Ancak burada önemli bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. Pek çok ebeveyn, çocuğun sınırlarına saygı duymayı öğretmeye çalışırken farkında olmadan o sınırları ihlal edebiliyor. ‘Git öp bakalım amcanı’, ‘hadi sarıl teyzene’, ‘ayıp, o senin deden seni öpebilir’ gibi ifadeler, kültürel olarak sıradanlaştırılmış olsa da çocuğa çok net bir mesaj verir; senin bedenin üzerinde bir söz hakkı yok. Oysa biz çocuklara, istemedikleri bir temas karşısında ‘hayır’ deme hakkını öğretmek istiyorsak, bunu önce kendi davranışlarımızla göstermeliyiz. Sevgi, zorla dayatıldığında bir sınır ihlaline dönüşür.
Ebeveynlikte en kritik adımlardan biri, çocuğun bedenine yönelik özerkliğini tanımaktır. Bu; altını değiştirirken, kıyafetini giydirirken ya da saçını tararken ondan izin almakla başlar. ‘Ben annenim / babanım tabii ki yapacağım’ yaklaşımı yerine ‘şimdi seni giydirebilir miyim?’ demek, çocuğa hem saygıyı hem de beden sınırlarını öğretir. Küçük gibi görünen bu davranışlar, çocuğun ileride karşılaşabileceği........
