menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nesi ile övünelim?

6 1
05.02.2025

“Aman canım sen de! Buraların her şeyini eleştiriyorsun…” diyerek söze başladı, uzun yıllar önce buraları terk edip kaçan, Londra’da yaşayan ve aile ziyareti için Kıbrıs’a gelen komşunun oğlu.

Sade kahvemi yudumlarken sordum kendine; “Neden bırakıp da kaçtın buraları, yıllar önce?”

“Orası başka mesele… İş olanakları yoktu, sabırsızdım. Gitmek zorunda hissettim kendimi. Ancak çok seviyorum ülkemi…” cevabını alınca gülümsedim.

***

Bizler gördüğümüz eksiklikler karşısında ses çıkarmaya, tepki göstermeye devam ederken, Akdeniz’in bu küçük adasının kuzey tarafı, uzaktan bakılınca bakanlara hoş görünmeye devam ediyor.

Durup düşünüyorum, övünülecek nesi vardı da biz övmedik, beğenmedik diye?

***

Kabul ediyorum, geçmişte güzel bir adaydı Kıbrıs. Eminim sizler de bunda hemfikirsiniz.

Henüz bölünmemişti toprakları, barut kokusu karışmamıştı havaya, kin ve nefret tohumları ekilmemiş, tel örgüler örülmemişti sokaklarına.

Sığınakların henüz inşa edilmediği, duvarlarda kurşun izlerinin oluşmadığı yıllardı kastettiğim.

Bedenlerin toprağa düşmediği zamanlar…

***

Kapıların önüne sandalyeyi devirdik mi, girilmezdi eskiden. Güvenliydi.

Boyalıydı evlerin kapıları, bakımlıydı.

Kapı önlerine çıkardı sandalyeler, komşuluk vardı.

En önemlisi saygı vardı. Ölüye de diriye de… Doğaya da çevreye de…

Eskilerden duymuştum, Selimiye Cami’de kılınan cenaze namazının ardından, Lefkoşa sokaklarından omuzlarda giden cenazeleri gören, Lefkoşalılar saygıdan oturduğu yerden kalkarlarmış.

***

Misafirliğe........

© Yeni Düzen