menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yakınlaşmalar Heba Edilirse Kıbrıs Uçuruma Yuvarlanır!

24 0
01.03.2026

Sık sık müzakere müktesebatından ve müzakerelerin kaldığı yerden devam edilmesinden söz ediliyor. Fakat, tam olarak ne kast edildiği açık değildir. En azından kamuoyu bu konuda bilgi sahibi değildir.

Gerçek şudur ki, uzun yılların birikimi olarak kayıt altına alınan, Talat-Hristofyas döneminden Eroğlu-Anastasiadis ve Akıncı-Anastasiadis’e kadar geçen süre içinde elde edilen çok ciddi yakınlaşmalar var.

Şunu da belirtelim ki, Crans Montana’nın son gününe kadar saptanan yakınlaşmalara, 2019 yılında Berlin’nde Akıncı-Anastasiadis-Guterres arasında gerçekleşen görüşmede belirtilen noktalar da dahildir. 

Aşağıda, yakınlaşmalar-külliyesine dair derlediğim bilgileri kamuoyu ile paylamak istiyorum ve bir uyarıda bulunma istiyorum: Çözüm-İradesi ve Cezalandırıcı-Zaman arasında kıran kırana bir yarış yaşanıyor. Yarışı Cezalandırıcı-Zamanı kazanırsa, Kıbrıs dipsiz bir uçuruma yuvarlanabilir.

Paylaştığım verilerden de anlaşılacağı gibi, Kıbrıs Sorunu bütün karmaşık doğasına rağmen hala BM Kararları çerçevesinde çözülebilir bir sorundur. Fakat, bu manada bir çözümün hayata geçirilmesi için “ivedilik duygusuyla” hareket etmek gerekiyor. Çünkü, çözümsüz geçen her gün BM Kararları çerçevesinde bir çözümü biraz daha imkansız kılmaktadır.

Açıkçası, tek gerçekçi çözüm olarak kabul edilen Federal Çözüm, Zaman ile ters orantılıdır. Zamanın son imkanları da tüketmesini engellemek, ancak çözüm iradesi sergilemekle mümkündür.

Yakınlaşmalardan da anlaşılacağı üzere, Kıbrıs Sorununda öncelikle stratejik bir anlaşmaya, daha sonra da kapsayıcı bir çözüme ulaşmak için yeteri kadar “malzeme” vardır. Bu “malzemeyle” yemek pişiremezsek aç kalmaya mahkumuz.

Ayrıca, şu da hatırda tutulmalıdır ki, çözümsüzlüğün uzaması halinde sahada yaşanacak gelişmeler yakınlaşmaları anlamsız kılabilir. Bu durumda her iki toplumun da büyük kayıplara uğrayacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Açıkçası, Çözüm-İradesinin Zaman ile yarıştığı bir konjonktürdeyiz ve Çözüm-İradesinin kazanması tarihsel ve yaşamsal bir gerekliliktir.

Kıbrıs Sorunu gibi karmaşık ve tarihsel bir sorunun çözümünü sadece iki liderden beklemememiz gerekiyor. Federal Çözüme inanan veya böyle bir çözümü ehveni şer olarak benimseyen bütün güçlerin, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Sağcı, Solcu herkesin koordineli bir işbirliği içine girmesi şarttır. Ortak inisiyatiflerle zamanın akışını tersine çevirerek Çözüm-İradesinin üstün gelmesini sağlayamazsak, Kıbrıs’ın uçuruma yuvarlanmasından hepimiz sorumlu olacağız.    

A)Yakınlaşmalara Dair Mavroyannis’in Değerlendirmesi

Eski müzakereci Andreas Mavroyannis 22 Şubat 2026 tarihinde Kathimerini gazetesine verdiği mülakatta yakın geçmişten Crans Montana Konferansının son gününe kadar geçen süre içinde elde edilen yakınlaşmaları ve görüş ayrılıklarını kamuoyuna açıkladı. Açıklamanın ayrıntıları şöyledir: 

5 Temmuz 2917 tarihinde Crans Montana’da Kıbrıs Rum tarafı  2’ye 1 oranında dönüşümlü başkanlık önerdi. Beş yıllık başkanlık 3 eşit döneme ayrıldı. Kıbrıslı Rum başkanla başlayacak ve 20 ay sürecek birinci dönemde Kıbrıslı Türk başkan yardımcı görev yapacak. Sonra Kıbrıslı Türk başkan yardımcısı başkanlığı devralacak ve 20 ay devam edecek, daha sonra yeniden Kıbrıslı Rum başkan devralacak.

Başkanlar çapraz ve ağırlıklı oyla seçilecek. Rum tarafı ayrıca, başkanların aynı listeden (ortak listeden) seçilmesini de önerdi ama Türk tarafı bunu kabul etmedi. Mavroyannis, “Biz anlayış gösterdik ve diğer beklentilerimizin kabul edilmesi şartıyla, dönüşümlü başkanlığı kabul ettik” diyor.

Kısacası, Kıbrıs Rum tarafı siyasi eşitliğin bir paçası olarak dönüşümlü başkanlığı yazılı olarak kabul etti. Fakat, askerler, garantiler, toprak ve mülkiyet konularındaki beklentilerinin karşılanması koşulunu ileri sürdü.

Crans Montana’da son yemeğe gelindiğinde siyasi eşitlik dosyası hemen hemen tamamlanmıştı. Sadece iki konu kalmıştı. Birincisi, Başkan ve Başkan Yardımcısının anlaşmazlığa düşmesi durumunda ne yapılacağıydı? Kıbrıs Rum tarafı bu durumda çıkmazları aşma mekanizmasının devreye girmesini istiyordu. Kıbrıs Türk tarafı ise anlaşmazlığın “veto” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyordu. Kıbrıs Rum tarafı bunu kabul etmiyordu.

Diğer anlaşmazlık konusu, bir olumlu oyun hangi konularda geçerli olacağıydı. BM Genel Sekreteri Kıbrıs Rum tarafını haklı görerek ortaya koyduğu altı maddelik belgede bir olumlu oyun her konuda söz konusu olamayacağını, Kıbrıslı Türklerin temel stratejik çıkarları söz konusu olduğunda geçerli olacağını söyledi.

2019 Kasım’ında Akıncı ve Anastasiadis, Guterres ile Berlin’de bir araya geldiklerinde bu iki konu üstünde yeniden duruldu ve Akıncı’nın uzlaşma eğilimi içinde olduğu görüldü. Böylece,........

© Yeni Düzen