KAOS
Herhangi bir durum yönetilemiyor, düzene sokulamıyorsa…
Dış etkenlerin gelişigüzel etkilerine maruz kalabiliyorsa…
İstikrarsız ve öngörülemiyorsa…
Kontrol edilemiyorsa….
Bunu, sözlükler ve kuramlarda açıklayan tek bir kelime var;
Tam da her gün içinde yaşadığımız durum…
Adına devlet dediğimiz yapı, ya da hükümet dediğimiz mekanizma, neredeyse artık sadece kaos yaratıyor…
Yazın son günlerinde yaşadığımız ve hala acısını, travma ve etkilerini hissettiğimiz deniz faciası buna bir örnektir, örneğin.
Nedenleri ve süreç bir başka yazıya saklı kalmakla birlikte, bir ülkenin, o ülkedeki insanların nasıl öldüğüyle tanındığının altını özellikle çizmek gerekiyor…
Albert Camus’nun yüz yıl önce önümüze koyduğu hala bizim gerçekliğimiz yani…
Yoksa, Eğitimden sağlığa, trafikten kamu yönetimine kadar her alanda ağır bir kaosun kurbanlarıyız hepimiz…
Hafta başında devlet okullarının da açılmasıyla birlikte, eğitimdeki bütün alt yapısal sorunlara ek olarak, toplu taşıma sorununu da kucağımızda bulduk.
Taşımacılara borçlu olan hükümet, kaybettiği yaptırımıyla, zamanında belirleyemediği eksiklerin bedelini yine vatandaşının omzuna yükledi.
Otobüsler kontak kapatınca bir anda ülke geneli büyük bir trafik kaosunun altında kaldı.
Çocuğunu okuldan almaya çalışan veliler keşmekeş içinde çocuğunu dahi bulmaz oldu.
Hem sabah hem öğle saatlerinde trafiğe girmek zorunda kalan ek araç yükü, gün boyuna yayılan ağır bir kaos yarattı.
Bu vesileyle anladık ki, ağır aksak da olsa çalışan toplu taşıma sistemi gerçekten önemli.
Sadece öğrenci taşımacılığı bile bu ülkenin trafik yükünü alabiliyor.
Bu yaygınlaştırılsa, bütün kamu ve özel okul öğrencileri daha fazla toplu taşımaya teşvik edilse, işleyebilen genel bir toplu taşıma sistemi yaratılabilse, trafik sorunumuz çok önemli ölçüde çözülecek.
Dahası daha çevreci, daha pratik ve ekonomik sonuçlar yaratacak.
Yoksa bu yapıda her gün yeni yol yapsanız da bu yük artarak........
