menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşruiyetin Erozyonu

11 0
01.05.2026

Son dönemde siyasetin “kanıta dayalı” olması gerektiği sıkça vurgulanıyor. Toplumsal projelerin hakikate dayanarak şekillenmesi ve atılan adımların toplumsal rıza üreterek ilerlemesi, değişimin yönünü ve hızını belirler. Hakikati anlamak ve doğru algılamak, demokrasi için temel bir gereklilik olduğu kadar, demokratik bir siyaset anlayışının da yöntemsel zorunluluğudur. Bu nedenle, dayatmalardan, anlık tepkilerden ve duygusal reflekslerden uzak durarak dönüşüme odaklanmak ve güçlü argümanlar üretmek büyük önem taşır.

Süreç açıktır: Sosyal ve ekonomik durumu ölçer, sorunu tanımlar, varsayımlar yerine veriye dayalı gerçeklikleri esas alırsınız. Bu temelde ideolojinize dayanan politika geliştirir, sorunun nedenlerine uygun çözümler üretirsiniz. Ardından sonuçları yeniden ölçerek uygulanan politikaların etkisini test edersiniz.

Ancak kritik bir nokta vardır: Veri yalnızca genel durumu göstermez; aynı zamanda sistemin hangi kesimler lehine nasıl işlediğini de ortaya koyar. Bu nedenle güvenilir araştırma kurumlarının varlığı ve yaygınlaşması, demokratik kültür açısından belirleyicidir. Öte yandan, sahadan edinilen gözlemler ile verilerin örtüşmesi, bize, yapılan analizlerin sağlamasını yapma imkânı sunar.

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi tarafından, Mine Yücel yönetiminde üç ayda bir yayımlanan Mart 2026 verileri bu açıdan son derece çarpıcıdır. Araştırmaya göre toplumun ,4’ü ülkede işlerin yanlış yönde ilerlediğini düşünmektedir. Bu oran, sıradan bir memnuniyetsizlikten öte, mevcut düzene duyulan güvenin ciddi biçimde sarsıldığını gösterir. Üstelik bu eğilim süreklidir: 2017’den bu yana artarak 2022’de ’ye ulaşmış, bugün hâlâ seviyesinde seyretmektedir.

Bu tablo, yönetsel yapının işleyişinden kaynaklanan yapısal bir krize işaret eder. Üstelik bu kriz yalnızca ekonomik göstergelerle değil, sosyal adalet ve gelir dağılımı üzerinden de okunmalıdır.

Toplumun c,33’ü kendi ekonomik durumunun, i,94’ü ise ülke ekonomisinin daha da kötüleşeceğini düşünmektedir. Bu, yalnızca bir beklenti değil; mevcut ekonomik modelin toplumun büyük çoğunluğu için artık umut........

© Yeni Düzen