Güç zehirlenmesi
Önce; Dursun Özbek’in 2. başkanlığına giden yolun tüm yükünü taşıyan ve camiada heyecan uyandırıp büyük ses getiren Erden Timur’u daha işin başında saf dışı bırakıp, kulüp yönetimine girmemesine neden oldular, Erden mecburen Sportif A.Ş. üzerinden görev yapmak durumunda kaldı. Bu durum onun seçilmiş değil atanmış olmasından kaynaklı bir rahatlık yarattı Dursun Özbek yönetiminde. Öyle ya tek imza ile her an kurtulmak mümkündü kendisinden. Hoş Erden Timur’un da bu arada yaptığı ve yapmadığı bir dolu hatalı, yanlış işler olmadı değil. Ama hak ettiği bu değildi şüphesiz. Erden Timur önü kesilmese (kendisi de hatalar yapmasa) yakın gelecekte Galatasaray’da büyük bir güç odağı olabilecek ve belki başkanlığı zorlayabilecek bir profildi. Üzeri çizildi..
Sonra Mağazacılık A.Ş.’de sorumluluk alan Cemal Özgörkey’in ayağını kaydırdılar. Şüphesiz O’nun da çok hataları oldu ama ona gelene kadar kimler ne yanlışlar ne saçmalıklar yaptı sonuç böyle olmadı, yönetimden dışlanmadı.. Devamında daha seçildikten çok kısa süre sonra Ali Yüce’nin istifa etmesine neden olan bir takım tavır ve eylemler ile O’nu da yönetim dışına ittiler. Bunda Ali Yüce’nin camiadaki sempatisi ve iş bitiriciliğinden kaynaklı gücünün yarattığı rahatsızlık olduğu aşikar. Burada hedef Ali Yüce’nin şahsında O’nun arkasındaki güçlü oluşumdu.. .Ali Yüce demek Ahmet Yüce ve onun yanındaki çok büyük bir Galatasaraylı topluluğu demekti.. Tehlike önlendi.. Nihayetinde Niyazi Yelkencioğlu örneğinde de gördük ki belli bir plan ve irade ile her seferinde aynı kahramanlar Galatasaray’da bilmediğimiz ancak tahmin ettiğimiz bir ajanda ve hesap ile kendilerine rakip olan-olabilecek kişileri saf dışı bırakıyorlar. Burada rahatsızlıkları kişiden çok ardındaki........
