menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez’in zor yılı: BAE’nin OPEC kararı bu zorluğa ne ekledi?

15 0
04.05.2026

Körfez için sadece zor bir yıl demek yeterli mi bilmiyorum, dönüşü olmayan bir bölünmeye doğru gidiyormuş gibi gözüküyor. Körfez İşbirliği Konsey’i (KİK) tarihinin en büyük krizlerinden birini 2017’de Katar ambargosu sırasında yaşamış, bölünmeye yaklaşmış ve 2021’de işi zar zor toparlamışlardı. Bölgesel konjonktürdeki değişim ve Katar’ın direniş kapasitesi kadar aktörleri Al Ula’da barışmaya iten KİK’i dağıtmanın getireceği maliyeti çekici bulmamalarıydı. Bahreyn ve BAE gibi küçük aktörler Katar ambargosunu (Katar’ın Türkiye, İran, Hamas ve Müslüman Kardeşler ile yakınlığını sebep olarak göstererek) çokça İsrail’in yararına desteklerken, aslında ambargonun yönü konusunda sürücü koltuğunda Riyad oturuyordu.

GEÇMİŞ KRİZDEN NE ÖĞRENDİK ŞİMDİ NE FARKLI

Suudi Arabistan’ın derdi BAE ve Bahreyn kadar sınırlı değildi. İbrahim Anlaşmalarına katılım ve İsrail ile normalleşme sınırlarında dolaşılsa da Riyad’ın Körfez liderliğini sağlama alma gibi bir derdi vardı. Ayrıca küresel sisteme entegrasyon için kendi devlet fonlarını başarı ile kullanan, iktisadi ve diplomatik modellerinde çeşitlendirme peşinde koşan diğer Körfez ülkelerinden (BAE ve Katar) daha başarılı olma, daha vazgeçilmez olma gibi bir dürtüyle hareket ediyordu. Bu nedenle ideolojik gibi görünen seçimleri (rejim güvenliğiyle de çok ilgiliydi tabi ki) bir bakıyordunuz 180 derece dönmüş ve bağımsız hareket etme sınırlarında dolaşmaya başlamış. OPEC Plus’ın kurulma ve Suudi Arabistan- Rusya iş birliğinin kurumsallaşması, İran ile ilişkilerin (Çin aracılığı ile) normalleşmesi, Pakistan ile savunma anlaşması, Yemen’de BAE’nin desteklediği güçlerin -hatta BAE’nin- vurulması Riyad’ın ihtiraslarını gösterdiği böyle anlardandı. Bu arada bu ihtiraslı anlar yine de bir eksenleşmeyi filan göstermiyordu. Riyad’ın fonlar üzerinden Batılı/küresel aktörlerle iş tutma ve ABD ile iş birliğini sağlamlaştırma arzusu, ABD’yi 2035 vizyonuna ikna etme hayali bakiydi. Eksenleşme değil ama rekabet çok ciddiydi Riyad için ve Riyad rekabet alanları ne olursa olsun, hangi yeni alanlar açılırsa açılsın kendi güç unsurları açısından iki hattı çok değerli gördüğünü dost, düşman herkese hissettiriyordu: 1)- Körfez birliği ve Suudi Arabistan’ın Körfez liderliği; 2)- Petrol piyasaları üzerindeki etkisi.

BAE’nin son hamlesi OPEC ve OPEC Plus’tan çekilmek, her iki hattı da kalbinden vuruyor. Ekonomik etkisi kısa dönemde muhtemelen sınırlı olacak (çünkü Hürmüz kapalı ve BAE’nin üretimi şimdiki seviyenin biraz üstüne değil çok üstüne çıkarması savaş koşullarında hemen mümkün olmayacak gibi) ve uzun dönemdeki etkisi de İran-ABD mücadelesinin nasıl biteceği, Riyad’ın BAE’ni cezalandırmak için hangi ekonomik araçları seçeceği sorusuyla yakından ilişkili. Fakat BAE, sembolik bir torpido gönderdi, vermek istediği mesajları verdi, topu da........

© Yeni Birlik