İran’ın kaybetmeme stratejisi işe yarıyor: Hürmüz tırmanmasına doğru bir değerlendirme
Savaşın doğası değişmek üzere. Savaşın içerisinde yeni bir savaş, şiddetli bir el yükseltme sahası Hürmüz üzerinden açılacakmış gibi görünüyor. ABD, bu noktada, zaten savaşın ilk ayını geride bırakmışken, kendi savaş amaçları, araçları ve azmi konusunda yeniden bir değerlendirme de yapabilir. Bazı sinyaller ve en azından arabulucu ülkelerin varlığı bu değerlendirmenin yapılmakta olduğuna da işaret ediyor. ABD’nin değerlendirmeleri savaşın amacının stratejik önemi, amacın gerçekleştirilebilirliği, savaş yapmanın jeopolitik, ekonomik, insani maliyeti ve savaşın güncel biçiminin siyasi maliyeti üzerinden şekillenecek. ABD açısından burada en kritik noktanın hala amacın gerçekleştirilebilirliği üzerinden verilecek karar olduğunu düşünüyorum. Ancak, tabi ki ABD, bu nokta üzerine yoğunlaşıyor mu yoksa maliyetler çoktan ABD için “kaybın telafisi için” risk alma opsiyonunu mu doğurdu, Beyaz Saray’ın içinde, karar alımının siyah kutusunun içinde olmadıkça bu hususta kesin bir şey söylemek mümkün değil. ABD, kendi “yeni” kararı üzerinde düşünedursun, savaşın bugüne kadar olan kısmını nasıl yorumlayalım ve Hürmüz’de bir çatışma dalgası bugüne kadar İran’ın sürdürdüğü stratejiyi etkiler mi; bu soruya cevap vermeye çalışalım.
KARTLAR İRAN’IN ELİNDE ÇÜNKÜ PAZARLIK GÜCÜ ARTTI
İran’ın savaş stratejisi ile ilgili şu değerlendirmeleri duymuşsunuzdur; “İran elindeki zayıf kartı çok iyi oynadı ve şimdi elinde tüm kartları tutuyor”. Bu değerlendirmeye bir küçük farklılıkla aynen katılıyorum. İran’ın eli, açıkçası çok da zayıf değilmiş. Eğer el zayıflığını bir büyük güç ile savaşa girmek zorunda kalan orta büyüklükteki gücün zayıflığı olarak değerlendirirsek, çok anlamlı olmayan bir kimin elinde ne var listesine ulaşabiliriz. Ama İran; savunma kapasitelerini (füze ve dronlarını) sürdürülebilir kıldı, savaş disiplinini çok etkileyici bir biçimde sürdürüyor ve ulusal düzeyde millet, siyasi erk ve ordu/Devrim Muhafızları arasında bir çözülme yaşamadı. Bu beka savaşlarında savunmaya avantaj sağlayan unsurları elinde tutuyor demek. Ayrıca coğrafya ve demografinin avantajına sahip- ki demografinin avantajına network gücünü de ekleyin. İsrail ve ABD istihbaratını ne yanılttı, stratejik amaç çok mu cazip geldi (İsrail’in durumunda kesinlikle böyle), birbirlerini mi yanıltılar- tam anlamıyla bilemiyoruz- ama bu savaş İran açısından kaybedilmeden kazanılabilir bir savaş olabilir. O noktada ABD savaşın hala içindeyse bu savaş, ABD açısından amaçlarını yerine getiremediğinden kaybettiği bir savaş kategorisine evrilebilir. Bu risk ABD açısından alınmaya değer mi, ABD bunu düşünüyor. Fakat, savaşın evrilmesi ve Hürmüz’ü İran’ın kontrol edebildiğinin ortaya çıkması, Körfez’in -geliştirdiği tüm gücüne rağmen- denklemleri etkileyemeyeceğinin ortaya çıkması İran’ı bugüne kadar maksimum sabır, maksimum kendini sınırlama politikaları nedeniyle gösteremediği büyük pazarlık gücünü göstermeye itiyor. Kılıç kınından çıktı, kının içine girmekten uzak ama bir gün girerse de kında ne gibi bir kılıç saklandığını herkes bilecek.
KAYBETMEME STRATEJİSİ
İran, bu oyunda elini savaşarak hayatta kalmak, yani savaşı kaybetmemeye yatırdı. Bu strateji düşük yoğunluklu bir çatışmaya........
